Kuşkusuz Kafir olanlar ve Allah'ın yolundan alıkoyanlar, gerçekten derin bir sapkınlıktadırlar.
Nisa 4:167اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ قَدْ ضَلُّوا ضَلَالاً بَع۪يداً • İnnellezine keferu ve saddu an sebilillahi kad dallu dalalen baida. • Meal: Kuşkusuz Kafir olanlar ve Allah'ın yolundan alıkoyanlar, gerçekten derin bir sapkınlıktadırlar. • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) · وَصَدُّوا۟ ve saddu ve menedenler · عَن an -undan · سَبِيلِ sebili yol- · ٱللَّهِ llahi Allah · قَدْ kad hakikaten · ضَلُّوا۟ dellu düşmüşlerdir · ضَلَـٰلًۢا delalen bir sapıklığa · بَعِيدًا beiyden uzak • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • صدد (Sdd) kökü: Uzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid… • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • ضلل (Dll) kökü: Yanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş. • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • Nisa suresi 176 ayettir; bu 167. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).