Allah'ın; bazınıza, bazınıza göre verdiği fazla şeyleri arzu etmeyin. Erkeklerin, kendi kazançlarından bir pay; kadınların da kendi kazançlarından bir pay vardır. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Bilen'dir.
Nisa 4:32وَلَا تَتَمَنَّوْا مَا فَضَّلَ اللّٰهُ بِه۪ بَعْضَكُمْ عَلٰى بَعْضٍۜ لِلرِّجَالِ نَص۪يبٌ مِمَّا اكْتَسَبُوا وَلِلنِّسَٓاءِ نَص۪يبٌ مِمَّا اكْتَسَبْنَۜ وَسْـَٔلُوا اللّٰهَ مِنْ فَضْلِه۪ۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يماً • Ve la tetemennev ma faddalallahu bihi ba'dakum ala ba'd. Lir ricali nasibun mimmaktesebu ve lin nisai nasibun mimmaktesebn, ves'elullahe min fadlih innallahe kane bi kulli şey'in alima. • Meal: Allah'ın; bazınıza, bazınıza göre verdiği fazla şeyleri arzu etmeyin. Erkeklerin, kendi kazançlarından bir pay; kadınların da kendi kazançlarından bir pay vardır. Allah'tan, O'nun lütfunu isteyin. Kuşkusuz, Allah, Her Şeyi Bilen'dir. • Kelime kelime: وَلَا ve la · تَتَمَنَّوْا۟ tetemennev göz dikmeyin · مَا ma şeylere · فَضَّلَ feddele üstün kıldığı · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · بِهِۦ bihi onunla · بَعْضَكُمْ bea'dekum bir kısmınızı · عَلَىٰ ala karşı · بَعْضٍۢ ۚ bea'din diğerine · لِّلرِّجَالِ lirricali erkeklere vardır · نَصِيبٌۭ nesibun bir pay · مِّمَّا mimma şeylerden · ٱكْتَسَبُوا۟ ۖ ktesebu kazandıkları · وَلِلنِّسَآءِ velinnisa'i ve kadınlara vardır · نَصِيبٌۭ nesibun bir pay · مِّمَّا mimma şeylerden · ٱكْتَسَبْنَ ۚ ktesebne kazandıkları · وَسْـَٔلُوا۟ veselu isteyin · ٱللَّهَ llahe Alla'ın · مِن min -ndan · فَضْلِهِۦٓ ۗ fedlihi lutfu- · إِنَّ inne kuşkusuz · ٱللَّهَ llahe Allah · كَانَ kane · بِكُلِّ bikulli her · شَىْءٍ şey'in şeyi · عَلِيمًۭا alimen bilendir • مني (mny) kökü: Birini denemek veya kanıtlamak, arabuluculuk yapmak, dilemek veya arzulamak. • فضل (fDl) kökü: üstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmek • بعض (bED) kökü: bir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz • رجل (rjl) kökü: Yürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala… • نصب (nSb) kökü: Sabitlemek, yükseltmek/kurmak/tesis etmek, düşmanlık/husumetle hareket etmek, bir şeyi yere koymak, yorgun/bitkin, zorluk/sıkıntı/üzüntü çekmek, nasiba - özen göstermek, çalışmak/emek vermek, ısrarlı olmak. • كسب (ksb) kökü: Kazanmak, elde etmek, peşinden gitmek, toplamak (zenginlik), yapmak, işlemek, kazanç sağlamak. 'kas-a-b' kelimesi kurt anlamına gelir. • نسو (nsw) kökü: Kadınlar. Bu kelimenin tekil hali yoktur. • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Nisa suresi 176 ayettir; bu 32. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).