Nankörlük edip Resul'e karşı çıkanlar, O Gün yerle bir olmayı isterler ve Allah'tan hiçbir sözü gizleyemezler.
Nisa 4:42يَوْمَئِذٍ يَوَدُّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَعَصَوُا الرَّسُولَ لَوْ تُسَوّٰى بِهِمُ الْاَرْضُۜ وَلَا يَكْتُمُونَ اللّٰهَ حَد۪يثاً۟ • Yevme izin yeveddullezine keferu ve asavur resule lev tusevva bihimul ard. Ve la yektumunallahe hadisa. • Meal: Nankörlük edip Resul'e karşı çıkanlar, O Gün[1] yerle bir olmayı isterler ve Allah'tan hiçbir sözü gizleyemezler. • Dipnot 1: Hesap sorma zamanı, yalnızca Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün. • Kelime kelime: يَوْمَئِذٍۢ yevmeizin o gün · يَوَدُّ yeveddu isterler · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) · وَعَصَوُا۟ ve asavu ve karşı gelenler · ٱلرَّسُولَ r-rasule Elçi'ye · لَوْ lev (mümkün olsa) · تُسَوَّىٰ tusevva bir olmayı · بِهِمُ bihimu · ٱلْأَرْضُ l-erdu yer ile · وَلَا ve la · يَكْتُمُونَ yektumune ve gizleyemezler · ٱللَّهَ llahe Allah'tan · حَدِيثًۭا hadisen (hiçbir) söz • ودد (wdd) kökü: Sevmek, istemek, arzulamak, hoşlanmak, dilemek, özlemek • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • عصي (ESy) kökü: İsyan etmek, itaat etmemek, karşı çıkmak, direnmek, ihlal etmek. • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • سوي (swy) kökü: düzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviye • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • كتم (ktm) kökü: Saklamak, gizlemek (örn. sır), kontrol altında tutmak (öfke), saklanmak, geri tutmak (kanıt), tutmak • حدث (Hdv) kökü: Yeni bir şey/yakın zamanda, o (bir şey) varlığa geldi, var olmaya başladı, ortaya çıktı, bir başlangıcı oldu, ilk kez yeni var oldu, söylemi aktarmak • Nisa suresi 176 ayettir; bu 42. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).