Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nisa Suresi 5. Ayet Meali

Allah'ın, sizi kaim kıldığı malların idaresini aklı ermezlere bırakmayın. O mallarla onların geçimlerini temin edin ve onları giydirin. Onlara uygun şekilde davranın.

Nisa 4:5 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Allah'ın, sizi kaim kıldığı malların idaresini aklı ermezlere bırakmayın.
Nisa 4:5
وَلَا تُؤْتُوا السُّفَـهَٓاءَ اَمْوَالَكُمُ الَّت۪ي جَعَلَ اللّٰهُ لَكُمْ قِيَاماً وَارْزُقُوهُمْ ف۪يهَا وَاكْسُوهُمْ وَقُولُوا لَهُمْ قَوْلاً مَعْرُوفاً • Ve la tu'tus sufehae emvalekumulleti cealallahu lekum kıyamen verzukuhum fiha veksuhum ve kulu lehum kavlen ma'rufa. • Meal: Allah'ın, sizi kaim kıldığı[1] malların idaresini aklı ermezlere[2] bırakmayın. O mallarla onların geçimlerini temin edin ve onları giydirin. Onlara uygun şekilde davranın. • Dipnot 1: Korumanız için sorumluluğunuza verdiği. • Dipnot 2: Kendi malını yönetecek olgunluğa ermemiş olan. • Kelime kelime: وَلَا ve la · تُؤْتُوا۟ tu'tu vermeyin · ٱلسُّفَهَآءَ s-sufeha'e aklı ermezlere · أَمْوَٰلَكُمُ emvalekumu mallarınızı · ٱلَّتِى lleti ki · جَعَلَ ceale yapmıştır · ٱللَّهُ llahu Allah · لَكُمْ lekum sizin için · قِيَـٰمًۭا kiyamen bir geçim kaynağı · وَٱرْزُقُوهُمْ verzukuhum ve onları besleyin · فِيهَا fiha onunla · وَٱكْسُوهُمْ veksuhum ve giydirin · وَقُولُوا۟ ve kulu ve söyleyin · لَهُمْ lehum onlara · قَوْلًۭا kavlen söz · مَّعْرُوفًۭا mea'rufen güzel • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • سفه (sfh) kökü: akılsızlık, delilik, saflık, cahillik, bilgisizlik, düşüncesizlik, hikmetsizlik, saçma davranış • مول (mwl) kökü: Zenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak. • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • رزق (rzq) kökü: sağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden. • كسو (ksw) kökü: Giydirmek, giyinmek, giysi, fakir adam, basit dikdörtgen kumaş parçası, örtü veya sarmalayıcı giysi. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • عرف (Erf) kökü: O bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen… • Nisa suresi 176 ayettir; bu 5. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).