Akıl Kuran (akilkuran.com)

Nisa Suresi 85. Ayet Meali

Her kim, iyi bir işe şefaat ederse, ona o işten bir pay vardır. Her kim de kötü bir işe şefaat ederse, ondan da ona bir pay vardır. Allah Her Şeyi Gözeten'dir.

Nisa 4:85 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Her kim, iyi bir işe şefaat ederse, ona o işten bir pay vardır.
Nisa 4:85
مَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُنْ لَهُ نَص۪يبٌ مِنْهَاۚ وَمَنْ يَشْفَعْ شَفَاعَةً سَيِّئَةً يَكُنْ لَهُ كِفْلٌ مِنْهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ عَلٰى كُلِّ شَيْءٍ مُق۪يتاً • Men yeşfa' şefaaten haseneten yekun lehu nasibun minha, ve men yeşfa' şefaaten seyyieten yekun lehu kiflun minha. Ve kanallahu ala kulli şey'in mukita. • Meal: Her kim, iyi bir işe şefaat[1] ederse, ona o işten bir pay vardır. Her kim de kötü bir işe şefaat ederse, ondan da ona bir pay vardır. Allah Her Şeyi Gözeten'dir. • Dipnot 1: Aracılık ederse, yardımda bulunursa. • Kelime kelime: مَّن men kim · يَشْفَعْ yeşfea' destek olursa · شَفَـٰعَةً şefaaten bir destekle · حَسَنَةًۭ haseneten güzel · يَكُن yekun vardır · لَّهُۥ lehu onun · نَصِيبٌۭ nesibun bir payı · مِّنْهَا ۖ minha o işten · وَمَن ve men ve kim · يَشْفَعْ yeşfea' destek olursa · شَفَـٰعَةًۭ şefaaten bir destekle · سَيِّئَةًۭ seyyieten kötü bir (işe) · يَكُن yekun olur · لَّهُۥ lehu onun · كِفْلٌۭ kiflun bir payı · مِّنْهَا ۗ minha o işten · وَكَانَ ve kane ve · ٱللَّهُ llahu Allah · عَلَىٰ ala · كُلِّ kulli her · شَىْءٍۢ şey'in şeyi · مُّقِيتًۭا mukiten gözetip karşılığını verendir • شفع ($fE) kökü: Tek olanı çift yapmak, ikiye katlamak, eşleştirmek, bir şeyi çiftin biri yapmak, benzerine eklemek, yalnız olan bir şeye başka bir şey sağlamak, korumak, arabuluculuk yapmak, aracılık etmek, bir arabulucu olmak. shaf'un… • حسن (Hsn) kökü: Yakışıklı olmak, iyi olmak, iyi/güzel/hoş/memnun edici görünmek, mükemmel olmak, bir şeyi iyi veya güzel yapmak/kılmak, bir şeyi güzelleştirmek/süslemek/bezemek, iyilikte çabalamak veya rekabet etmek, iyi yapmak veya… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • نصب (nSb) kökü: Sabitlemek, yükseltmek/kurmak/tesis etmek, düşmanlık/husumetle hareket etmek, bir şeyi yere koymak, yorgun/bitkin, zorluk/sıkıntı/üzüntü çekmek, nasiba - özen göstermek, çalışmak/emek vermek, ısrarlı olmak. • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • كفل (kfl) kökü: Başka biri için bakmak, beslemek, büyütmek, vasi olmak, sorumlu olmak, emanet etmek, teminat ya da kefil olmak. • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • قوت (qwt) kökü: Beslemek/yemek vermek, besinler/gıdalar/erzaklar. Koruyucu/denetleyici/gözlemci, dağıtımı kontrol eden, güçlü muhafız, gözetleyen. • Nisa suresi 176 ayettir; bu 85. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).