Firavun: "Ey Haman! Benim için yüksek bir kule yap. Belki böylece o sebeplere ulaşırım;"
Mümin 40:36وَقَالَ فِرْعَوْنُ يَا هَامَانُ ابْنِ ل۪ي صَرْحاً لَعَلّ۪ٓي اَبْلُغُ الْاَسْبَابَۙ • Ve kale fir'avnu ya hamanubni li sarhan lealli eblugul esbab. • Meal: Firavun: "Ey Haman! Benim için yüksek bir kule yap. Belki böylece o sebeplere ulaşırım;" • Kelime kelime: وَقَالَ ve kale ve dedi ki · فِرْعَوْنُ fir'avnu Fir'avn · يَـٰهَـٰمَـٰنُ ya hamanu Hâmân · ٱبْنِ bni yap · لِى li bana · صَرْحًۭا sarhen yüksek bir kule · لَّعَلِّىٓ lealli belki · أَبْلُغُ eblugu erişirim · ٱلْأَسْبَـٰبَ l-esbabe sebeplere • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • صرح (SrH) kökü: Açığa çıkarmak, açıklamak, netleştirmek. Saray, yüksek kule, yüce yapı, kale. • بلغ (blg) kökü: Ulaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak • سبب (sbb) kökü: Sebep, neden, vesile, bahane, yol, vasıta, ip, halat, bağ, araç • Mümin suresi 85 ayettir; bu 36. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).