İşte bu, yeryüzünde hak hukuk tanımaksızın şımarıp azmanız nedeniyledir.
Mümin 40:75ذٰلِكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَفْرَحُونَ فِي الْاَرْضِ بِغَيْرِ الْحَقِّ وَبِمَا كُنْتُمْ تَمْرَحُونَۚ • Zalikum bima kuntum tefrehune fil ardı bi gayril hakkı ve bima kuntum temrehun. • Meal: İşte bu, yeryüzünde hak hukuk tanımaksızın şımarıp azmanız nedeniyledir. • Kelime kelime: ذَٰلِكُم zalikum bu durum · بِمَا bima ötürüdür · كُنتُمْ kuntum sizin · تَفْرَحُونَ tefrahune şımarmanızdan · فِى fi · ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde · بِغَيْرِ bigayri olmaksızın · ٱلْحَقِّ l-hakki hakkı · وَبِمَا ve bima ve ötürüdür · كُنتُمْ kuntum olmanızdan · تَمْرَحُونَ temrahune böbürlenmiş • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • فرح (frH) kökü: Memnun/mutlu/sevinçli/neşeli olmak, sevinmek, coşmak, coşan/sevinen kişi, canlı. • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • غير (gyr) kökü: getirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek… • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • مرح (mrH) kökü: Zayıf olmak, su veya gözyaşı sızdırmak veya akıtmak, neşeli veya mutlu olmak, aşırı derecede sevinmek, gururlu ve kendini beğenmiş olmak, nankörlük etmek veya nankörce davranmak. • Mümin suresi 85 ayettir; bu 75. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).