Bilen bir halk için, ayetleri detaylandırılmış, Arapça kur'an bir Kitap'tır.
Fussilet 41:3كِتَابٌ فُصِّلَتْ اٰيَاتُهُ قُرْاٰناً عَرَبِياًّ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَۙ • Kitabun fussilet ayatuhu kur'anen arabiyyen li kavmin ya'lemun. • Meal: Bilen[1] bir halk için, ayetleri detaylandırılmış, Arapça kur'an[2] bir Kitap'tır. • Dipnot 1: Düşünen, akleden, gerçeği kavrayan, idrak eden, gören. • Dipnot 2: Okunan. Ayette yer alan kur'an kelimesi, Kitap anlamıyla Kerim Kur'an değil, "Arapça okunan" anlamındadır. Kur'an kelimesinin "duyurmak, iletmek, okumak, okunan, okunmak" anlamları bulunmaktadır. Dolayısı ile ayete, "Kitap anlamında Kur'an" şeklinde anlam verilmesi doğru değildir. • Kelime kelime: كِتَـٰبٌۭ kitabun bir Kitaptır · فُصِّلَتْ fussilet açıklanmış · ءَايَـٰتُهُۥ ayatuhu ayetleri · قُرْءَانًا kur'anen okunan · عَرَبِيًّۭا arabiyyen Arapça · لِّقَوْمٍۢ likavmin bir toplum için · يَعْلَمُونَ yea'lemune bilen • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • فصل (fSl) kökü: Bir şeyi başka bir şeyden ayırmak/bölmek, ayrım/bölme yapmak, belirgin/açık/net/bariz yapmak, detaylı açıklamak, ayırt etmek, iki şey arasında karar vermek (örneğin doğru ile yanlış arasında), belirgin kısım/bölüm. • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • قرا (qrA) kökü: Okumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathane • عرب (Erb) kökü: saf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, Araplaşmak • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Fussilet suresi 54 ayettir; bu 3. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).