عرب (Erb) kökü: saf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, Araplaşmak
Anlam: saf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, Araplaşmak • Kuran'da 22 ayette geçer. • Tevbe 9:90 — Özür beyan eden Bedevi Araplar, kendilerine izin verilmesi için geldiler. Allah'a ve Resul'üne yalan söyleyenler ise oturup kaldılar… • Tevbe 9:97 — Bedevi Araplar, küfür ve nifakta daha katıdırlar. Allah'ın Resul'üne indirdiği sınırları tanımamaya daha yatkındırlar. Allah, Her Şeyi… • Tevbe 9:98 — Bedevi Araplar'dan kimisi de yaptığı infakı zarar sayar ve devrin değişmesini ve sizin başınıza kötü devirlerin gelmesini beklerler. Kötü… • Tevbe 9:99 — Bedevi Araplardan kimisi de Allah'a ve ahiret gününe inanır. İnfak ettiğini Allah katında yakınlığa ve Resul'ün selavatına vesile sayar… • Tevbe 9:101 — Çevrenizdeki Bedevi Araplardan Münafık olanlar vardır. Ve Medine halkından da nifakta ileri gidenler vardır. Sen onları bilemezsin. Biz… • Tevbe 9:120 — Ne Medine halkının ne de etrafındaki Bedevi Arapların, Allah'ın Resul'ünden geri kalmaları ve onun canından önce kendi canlarının kaygısına… • Yusuf 12:2 — Akledip anlamanız için onu Arapça bir kur'an olarak gönderdik. • Rad 13:37 — İşte böylece Biz onu Arapça bir hüküm olarak indirdik. Eğer sana gelen ilimden sonra onların hevalarına uyarsan, seni Allah'tan koruyacak… • Nahl 16:103 — Ant olsun ki Biz, onların: "Ona ancak bir beşer öğretiyor." dediklerini biliyoruz. Kastettikleri kimsenin dili yabancıdır. Bu ise apaçık… • Taha 20:113 — Sana onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik. O'nda, uyarıları teker teker bildirdik. Böylece takva sahibi olurlar veya onlar için öğüt veren… • Şuara 26:195 — Apaçık Arapça bir lisan ile. • Ahzab 33:20 — Onlar, düşman birliklerinin gitmediğini sanıyorlardı. Eğer birlikler gelseler, çölde yaşayan Arapların arasına karışıp, ne halde… • Zümer 39:28 — Kusursuz, Arapça bir Kur'an'dır. Umulur ki takva sahibi olurlar. • Fussilet 41:3 — Bilen bir halk için, ayetleri detaylandırılmış, Arapça kur'an bir Kitap'tır. • Fussilet 41:44 — Biz, onu yabancı bir dille "kur'an" yapsaydık, mutlaka: "O'nun ayetleri açıklanmalı değil miydi?" derlerdi. Yabancı dilde bir kur'ana Arap… • Şura 42:7 — Kentlerin anası ve civarındakileri, geleceği kesin olan Toplanma Günü ile uyarman için sana Arapça bir Kur'an vahyettik. Onların bir kısmı… • Zuhruf 43:3 — Biz onu düşünüp anlayasınız diye Arapça bir kuran yaptık. • Ahkaf 46:12 — Bundan önce önder ve rahmet olarak Musa'nın Kitap'ı vardı. Kur'an zulmedenleri uyarmak; iyi olan kimseleri müjdelemek için, dili Arapça… • Fetih 48:11 — Bedevi Araplardan geri kalanlar, sana: "Mallarımız ve ailemiz bizim seninle gelmemize engel oldu. Haydi, Allah'tan bağışlanmamızı dile."… • Fetih 48:16 — Bedevi Araplardan, geride kalmayı tercih edenlere de ki: "Yakında çok güçlü bir halkla savaşmaya çağrılacaksınız ya onlarla savaşırsınız ya…