Akıl Kuran (akilkuran.com)

Tevbe Suresi 98. Ayet Meali

Bedevi Araplar'dan kimisi de yaptığı infakı zarar sayar ve devrin değişmesini ve sizin başınıza kötü devirlerin gelmesini beklerler. Kötü devirler kendi başlarına gelsin. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.

Tevbe 9:98 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Bedevi Araplar'dan kimisi de yaptığı infakı zarar sayar ve devrin değişmesini ve sizin başınıza kötü devirl…
Tevbe 9:98
وَمِنَ الْاَعْرَابِ مَنْ يَتَّخِذُ مَا يُنْفِقُ مَغْرَماً وَيَتَرَبَّصُ بِكُمُ الدَّوَٓائِرَۜ عَلَيْهِمْ دَٓائِرَةُ السَّوْءِۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ • Ve minel a'rabi men yettehızu ma yunfiku magremen ve yeterabbesu bi kumud devair, aleyhim dairetussev' , vallahu semiun alim. • Meal: Bedevi Araplar'dan kimisi de yaptığı infakı[1] zarar sayar ve devrin değişmesini ve sizin başınıza kötü devirlerin[2] gelmesini beklerler. Kötü devirler kendi başlarına gelsin. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir. • Dipnot 1: Felaketlerin. • Dipnot 2: Yardımı. • Kelime kelime: وَمِنَ ve mine ve · ٱلْأَعْرَابِ l-ea'rabi Araplardan · مَن men kimi var ki · يَتَّخِذُ yettehizu sayar · مَا ma şeyi · يُنفِقُ yunfiku verdiği · مَغْرَمًۭا megramen angarya · وَيَتَرَبَّصُ ve yeterabbesu ve gözetler · بِكُمُ bikumu size · ٱلدَّوَآئِرَ ۚ d-devaira belalar gelmesini · عَلَيْهِمْ aleyhim onların · دَآئِرَةُ dairatu bela başına gelsin · ٱلسَّوْءِ ۗ s-sev'i kötü · وَٱللَّهُ vallahu Allah · سَمِيعٌ semiun işitendir · عَلِيمٌۭ alimun bilendir • عرب (Erb) kökü: saf, açık, sade, yalın, pürüzsüz, hatadan-kusurdan uzak, berrak su; farklı-ayırt edici, fasih, açıklayıcı konuşmak, fesahat; tutkulu, aşk dolu, neşeli, hayat dolu, coşkulu akan nehir; Arap, Arapça, Araplaşmak • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • نفق (nfq) kökü: satılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek. • غرم (grm) kökü: Ödemek, borçlu olmak, yerine getirmek, istemeyerek vermek, zorunlu olmayan bir şeyi üstlenmek; bir kişinin malında meydana gelen zarar veya kayıp; kalıcı kötülük, mahvolma; zincirlenmiş veya yüklenmiş olmak, sıkıntı. • ربص (rbS) kökü: Beklemek, pusuya yatmak, yapışmak, fırsat kollamak, bir beklenti, bir şeyden vazgeçmek, bir şeyi gözetlemek, birinin başına gelmek, bekleyen kişi, alıkoyan kişi veya pahalı zamanı bekleyerek buğday gibi şeyleri toplayan… • دور (dwr) kökü: Dönmek, devretmek, dolaşmak • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 98. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).