Onlar, kendilerine zikir geldiği zaman onu Küfrettiler. Kuşkusuz O, yüce bir Kitap'tır.
Fussilet 41:41اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِالذِّكْرِ لَمَّا جَٓاءَهُمْۚ وَاِنَّهُ لَكِتَابٌ عَز۪يزٌۙ • İnnellezine keferu biz zikri lemma caehum, ve innehu le kitabun aziz. • Meal: Onlar, kendilerine zikir[1] geldiği zaman onu Küfrettiler.[2] Kuşkusuz O, yüce bir Kitap'tır. • Dipnot 1: Dikkate almadılar, görmezden geldiler, yok saydılar, ilgisiz kaldılar, yalanladılar. • Dipnot 2: Öğüt olan, hatırlatıcı olan Kur'an. • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱلَّذِينَ ellezine onlar · كَفَرُوا۟ keferu inkar ettiler · بِٱلذِّكْرِ biz-zikri Zikr'i (Kur'an'ı) · لَمَّا lemma · جَآءَهُمْ ۖ ca'ehum kendilerine gelen · وَإِنَّهُۥ ve innehu halbuki o · لَكِتَـٰبٌ lekitabun bir Kitaptır · عَزِيزٌۭ azizun aziz • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • عزز (Ezz) kökü: güçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sert • Fussilet suresi 54 ayettir; bu 41. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).