Akıl Kuran (akilkuran.com)

Fussilet Suresi 43. Ayet Meali

Sana, senden önceki Resullere söylenmiş olandan başka bir şey söylenmiyor. Senin Rabb'in, kesinlikle bağışlamanın ve acı veren azabın sahibidir.

Fussilet 41:43 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Sana, senden önceki Resullere söylenmiş olandan başka bir şey söylenmiyor.
Fussilet 41:43
مَا يُقَالُ لَكَ اِلَّا مَا قَدْ ق۪يلَ لِلرُّسُلِ مِنْ قَبْلِكَۜ اِنَّ رَبَّكَ لَذُو مَغْفِرَةٍ وَذُو عِقَابٍ اَل۪يمٍ • Ma yukalu leke illa ma kad kile lir rusuli min kablik, inne rabbeke le zu magfiretin ve zu ikabin elim. • Meal: Sana, senden önceki Resullere söylenmiş olandan başka bir şey söylenmiyor.[1] Senin Rabb'in, kesinlikle bağışlamanın ve acı veren azabın sahibidir. • Dipnot 1: Senden önceki Resullere de aynı şekilde sataşmışlardı, itham etmişlerdi. • Kelime kelime: مَّا ma değildir · يُقَالُ yukalu söylenen · لَكَ leke sana · إِلَّا illa başka bir şey · مَا ma olandan · قَدْ kad · قِيلَ kile söylenmiş · لِلرُّسُلِ lirrusuli elçilere · مِن min · قَبْلِكَ ۚ kablike senden önceki · إِنَّ inne kuşkusuz · رَبَّكَ rabbeke Rabbin · لَذُو lezu sahibi · مَغْفِرَةٍۢ megfiratin bağışlama · وَذُو ve zu ve sahibidir · عِقَابٍ ikabin azab · أَلِيمٍۢ elimin acı • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • عقب (Eqb) kökü: Başarmak, yerini almak, sonra gelmek, topuğuna vurmak, topukta gelmek, birini yakından takip etmek. Aqqaba - tekrar tekrar çabalamak, geri dönmek, cezalandırmak, karşılık vermek, adımlarını geri izlemek. Aqab - ölmek… • الم (Alm) kökü: acı çekmiş, ıstırap çekmiş, acı/keder/üzüntü ifade etmiş, ağıt dile getirmiş • Fussilet suresi 54 ayettir; bu 43. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).