Göklerin ve yeryüzünün kilitleri yalnızca O'nundur. O, dilediği kimse için rızkı genişletir ve takdir eder. O, Her Şeyi En İyi Bilen'dir.
Şura 42:12لَهُ مَقَال۪يدُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ يَبْسُطُ الرِّزْقَ لِمَنْ يَشَٓاءُ وَيَقْدِرُۜ اِنَّهُ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ • Lehu mekalidus semavati vel ard, yebsutur rızka li men yeşau ve yakdir, innehu bi kulli şey'in alim. • Meal: Göklerin ve yeryüzünün kilitleri[1] yalnızca O'nundur. O, dilediği kimse için rızkı genişletir ve takdir eder. O, Her Şeyi En İyi Bilen'dir. • Dipnot 1: Hazineleri, egemenliği, yönetimi. • Kelime kelime: لَهُۥ lehu O'nundur · مَقَالِيدُ mekalidu anahtarları · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati göklerin · وَٱلْأَرْضِ ۖ vel'erdi ve yerin · يَبْسُطُ yebsutu açar · ٱلرِّزْقَ r-rizka rızkı · لِمَن limen kimse niçin · يَشَآءُ yeşa'u dilediği · وَيَقْدِرُ ۚ ve yekdiru ve kısar · إِنَّهُۥ innehu şüphesiz O · بِكُلِّ bikulli her · شَىْءٍ şey'in şeyi · عَلِيمٌۭ alimun bilendir • قلد (qld) kökü: Bir şeyi, ipi, kolyeyi, çelengi, tasma/yakayı, bileziği bükmek/sarmak, (örneğin kılıcı kemere) asmak, deri parçası, sandalet. • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • بسط (bsT) kökü: Yaymak, sermek, döşemek, genişletmek, uzatmak, açmak, neşelendirmek, ferahlatmak, sevindirmek, yayılmak, uzanmak, genişlemek, bollaşmak, açılmak, sevinmek, ferahlamak, mutlu olmak • رزق (rzq) kökü: sağlamak, vermek, bahşetmek, lütfetmek, geçim kaynağı. turzaqan - ikisine de rızk/bahşiş verilecek. rizq - nimet, bağış, pay. raziq - sağlayan, veren. razzaq - büyük sağlayıcı/bahşeden. • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • قدر (qdr) kökü: ölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmış • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Şura suresi 53 ayettir; bu 12. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).