Göklerin ve yerin fıtratını belirleyendir. Size, kendinizden çiftler, hayvanlardan çiftler yapandır. Orada sizi bir düzen içinde üretiyor. O'na benzer hiçbir şey yoktur. O, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir.
Şura 42:11فَاطِرُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ جَعَلَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجاً وَمِنَ الْاَنْعَامِ اَزْوَاجاًۚ يَذْرَؤُ۬كُمْ ف۪يهِۜ لَيْسَ كَمِثْلِه۪ شَيْءٌۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ • Fatırus semavati vel ard, ceale lekum min enfusikum ezvacen ve minel en'ami ezvaca, yezreukum fih, leyse ke mislihi şey'un, ve huves semiul basir. • Meal: Göklerin ve yerin fıtratını[1] belirleyendir. Size, kendinizden çiftler, hayvanlardan çiftler yapandır. Orada sizi bir düzen içinde üretiyor. O'na benzer hiçbir şey yoktur. O, Her Şeyi Duyan, Her Şeyi Gören'dir. • Dipnot 1: Yaratılmış olan şeylerin; yaradılış ve işleyiş yasaları, yaradılış özellikleri, benlikleri. • Kelime kelime: فَاطِرُ fatiru yoktan var edendir · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati gökleri · وَٱلْأَرْضِ ۚ vel'erdi ve yeri · جَعَلَ ceale yaratmıştır · لَكُم lekum size · مِّنْ min -den · أَنفُسِكُمْ enfusikum kendiniz- · أَزْوَٰجًۭا ezvacen çiftler · وَمِنَ ve mine ve · ٱلْأَنْعَـٰمِ l-en'aami hayvanlardan · أَزْوَٰجًۭا ۖ ezvacen çiftler · يَذْرَؤُكُمْ yezra'ukum sizi üretiyor · فِيهِ ۚ fihi bu(düzen içi)nde · لَيْسَ leyse yoktur · كَمِثْلِهِۦ kemislihi O'na benzer · شَىْءٌۭ ۖ şey'un hiçbir şey · وَهُوَ ve huve ve O · ٱلسَّمِيعُ s-semiu işitendir · ٱلْبَصِيرُ l-besiru görendir • فطر (fTr) kökü: Hiçbir şeyden yaratmak, ayırmak/bölmek/çatlamak/kırmak, parçalara ayrılmak, ikiye ayırmak, yaratmaya başlamak. Fıtrat - bir çocuğun yaratıldığı doğal yatkınlık veya yapı. Allah'ı bilme yetisi ve hak dini kabul etme… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • زوج (zwj) kökü: Birleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/koca • نعم (nEm) kökü: Rahat bir hayat sürmek, hayatın konfor ve kolaylıklarından zevk almak, neşeli olmak, konforlar/zevkler, kolay/yumuşak/bol/hoş/iyi/gelişen olmak, iyice yoğurmak/pişirmek. in'aam - iyilik, bir kişiye yapılan iyilik/lütuf… • ذرا (prA) kökü: Üretmek, yaratmak, dağıtmak, çoğaltmak, yaymak, ekmek, çok sayıda, çocuklar, döller. • ليس (lys) kökü: Değil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir • مثل (mvl) kökü: Dik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • بصر (bSr) kökü: görme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı • Şura suresi 53 ayettir; bu 11. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).