Akıl Kuran (akilkuran.com)

Şura Suresi 29. Ayet Meali

Göklerin ve yeryüzünün yaratılması ve o ikisinde her canlıdan çoğaltıp yayması, O'nun ayetlerindendir. O, dilediği zaman onları toplamaya gücü yetendir.

Şura 42:29 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Göklerin ve yeryüzünün yaratılması ve o ikisinde her canlıdan çoğaltıp yayması, O'nun ayetlerindendir.
Şura 42:29
وَمِنْ اٰيَاتِه۪ خَلْقُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَثَّ ف۪يهِمَا مِنْ دَٓابَّةٍۜ وَهُوَ عَلٰى جَمْعِهِمْ اِذَا يَشَٓاءُ قَد۪يرٌ۟ • Ve min ayatihi halkus semavati vel ardı ve ma besse fihima min dabbeh, ve huve ala cem'ihim iza yeşau kadir. • Meal: Göklerin ve yeryüzünün yaratılması ve o ikisinde[1] her canlıdan çoğaltıp yayması, O'nun ayetlerindendir.[2] O, dilediği zaman onları toplamaya gücü yetendir. • Dipnot 1: Varlığının, gücünün, üstünlüğünün göstergelerindendir. • Dipnot 2: Göklerde ve yerde. • Kelime kelime: وَمِنْ ve min ve · ءَايَـٰتِهِۦ ayatihi O'nun ayetlerindendir · خَلْقُ halku yaratması · ٱلسَّمَـٰوَٰتِ s-semavati gökleri · وَٱلْأَرْضِ vel'erdi ve yeri · وَمَا ve ma ve · بَثَّ besse yaydığı · فِيهِمَا fihima bunların içine · مِن min -dan · دَآبَّةٍۢ ۚ dabbetin canlılar- · وَهُوَ ve huve ve O · عَلَىٰ ala · جَمْعِهِمْ cem'ihim onları toplamağa · إِذَا iza zaman · يَشَآءُ yeşa'u dilediği · قَدِيرٌۭ kadirun kadirdir • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • خلق (xlq) kökü: Bir şeyi ölçmek veya oranlamak, uygun ölçüye göre şekillendirmek veya yapmak, belirli bir ölçüye göre varlığa getirmek, tasarladığı bir kalıp veya modele göre ortaya çıkarmak, yokluktan varlığa getirmek (hiçten… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • بثث (bvv) kökü: Yayılmış/dağılmış/saçılmış, yayımlanmış/açıklanmış. • دبب (dbb) kökü: yavaşça gitmek, sürünmek/emeklemek/yürümek, vurmak, sona ermek, akmak, atmak • جمع (jmE) kökü: Toplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi]… • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • قدر (qdr) kökü: ölçmek/kararlaştırmak/belirlemek/sınırlamak/daraltmak, güce sahip olmak, muktedir olmak, bir ölçü, araç, yetenek, bir süre/karar, kader, yazgı, ölçülü, kararlaştırılmış • Şura suresi 53 ayettir; bu 29. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).