Şeytanlar, onları doğru yoldan saptırdıkları halde, onlar hala kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar.
Zuhruf 43:37وَاِنَّهُمْ لَيَصُدُّونَهُمْ عَنِ السَّب۪يلِ وَيَحْسَبُونَ اَنَّهُمْ مُهْتَدُونَ • Ve innehum le yasuddunehum anis sebili ve yahsebune ennehum muhtedun. • Meal: Şeytanlar, onları doğru yoldan saptırdıkları halde, onlar hala kendilerinin doğru yolda olduklarını sanırlar. • Kelime kelime: وَإِنَّهُمْ ve innehum elbette onlar · لَيَصُدُّونَهُمْ leyesuddunehum onları engellerler · عَنِ ani -dan · ٱلسَّبِيلِ s-sebili yol- · وَيَحْسَبُونَ ve yehsebune fakat sanırlar · أَنَّهُم ennehum bunlar · مُّهْتَدُونَ muhtedune doğru yolda olduklarını • صدد (Sdd) kökü: Uzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid… • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • حسب (Hsb) kökü: Düşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu… • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • Zuhruf suresi 89 ayettir; bu 37. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).