İşte onlar Cennetliktirler. Yaptıklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır.
Ahkaf 46:14اُو۬لٰٓئِكَ اَصْحَابُ الْجَنَّةِ خَالِد۪ينَ ف۪يهَاۚ جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ • Ulaike ashabul cenneti halidine fiha, cezaen bima kanu ya'melun. • Meal: İşte onlar Cennetliktirler. Yaptıklarına karşılık, orada sürekli kalacaklardır. • Kelime kelime: أُو۟لَـٰٓئِكَ ulaike onlar · أَصْحَـٰبُ eshabu halkıdır · ٱلْجَنَّةِ l-cenneti cennet · خَـٰلِدِينَ halidine ebedi kalacaklardır · فِيهَا fiha orada · جَزَآءًۢ ceza'en ceza olarak · بِمَا bima karşılık · كَانُوا۟ kanu olduklarına · يَعْمَلُونَ yea'melune yapıyorlar • صحب (SHb) kökü: eşlik etmek, ilişkilendirmek, arkadaş veya yoldaş olmak. saahibun (çoğul: sahbuun ve ashaabun) - yoldaş, ortak, herhangi bir niteliğin veya şeyin sahibi, herhangi bir şeyle yakın ilişki içinde olan, arkadaş ve herhangi… • جنن (jnn) kökü: örtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık • خلد (xld) kökü: Kalmak/ikamet etmek, sürekli/daima/sonsuz/sonsuza dek/devamlı olarak devam etmek, başkasını takılarla süslemek, ileri yaşta yavaş yavaş kırlaşmak/ağarmak, sonsuz güçle donatılmış olmak • جزي (jzy) kökü: Tatmin etmek/vermek, yeterli kılmak, borç ödemek, mücadele etmek, karşılığını ödemek/telafi etmek, ödüllendirmek • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Ahkaf suresi 35 ayettir; bu 14. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).