Akıl Kuran (akilkuran.com)

Ahkaf Suresi 23. Ayet Meali

"O bilgi, yalnızca Allah'ın yanındadır. Ben, size, benimle gönderileni bildiriyorum. Ne var ki sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum." dedi.

Ahkaf 46:23 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "O bilgi, yalnızca Allah'ın yanındadır.
Ahkaf 46:23
قَالَ اِنَّمَا الْعِلْمُ عِنْدَ اللّٰهِۘ وَاُبَلِّغُكُمْ مَٓا اُرْسِلْتُ بِه۪ وَلٰكِنّ۪ٓي اَرٰيكُمْ قَوْماً تَجْـهَلُونَ • Kale innemel ilmu indallahi ve ubelligukum ma ursiltu bihi ve lakinni erakum kavmen techelun. • Meal: "O bilgi, yalnızca Allah'ın yanındadır. Ben, size, benimle gönderileni bildiriyorum. Ne var ki sizi cahillik eden bir kavim olarak görüyorum." dedi. • Kelime kelime: قَالَ kale dedi · إِنَّمَا innema sadece · ٱلْعِلْمُ l-ilmu bilgi · عِندَ inde katındadır · ٱللَّهِ llahi Allah · وَأُبَلِّغُكُم ve ubelligukum ve ben size tebliğ ediyorum · مَّآ ma şeyi (mesajı) · أُرْسِلْتُ ursiltu gönderildiğim · بِهِۦ bihi onunla · وَلَـٰكِنِّىٓ velakinni fakat ben · أَرَىٰكُمْ erakum sizi görüyorum · قَوْمًۭا kavmen bir kavim · تَجْهَلُونَ techelune cahillik eden • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • عند (End) kökü: Edat: burada, ile, tarafından, noktasında, hakkında, -den/-dan, huzurunda. Kelime yakınlık fikrini ifade eder, ister sahiplik anlamında fiili olsun ister düşünsel olsun, ayrıca rütbe veya haysiyet veya görüş, zaman ve… • بلغ (blg) kökü: Ulaşmak, erişmek, varmak, yetişmek, olgunlaşmak, büluğa ermek, bir haberi iletmek, tebliğ etmek, bildirmek, duyurmak, tesir etmek, izlenimde bulunmak • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • جهل (jhl) kökü: Cahil olmak, bir şeyden haberdar olmamak, aptal veya akılsız olmak, şiddetle kaynamak, cahillik taklidi yapmak, bilmezlikten gelmek, birini hesaba katmak veya değer vermek, kargaşa veya istikrarsızlık yaratmak, yanlış… • Ahkaf suresi 35 ayettir; bu 23. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).