Akıl Kuran (akilkuran.com)

Muhammed Suresi 32. Ayet Meali

Kafirler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar, doğru yol açıkça belli olduktan sonra Resul'e karşı gelen kimseler, hiçbir şekilde ve asla Allah'a zarar veremezler. Allah, onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır.

Muhammed 47:32 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Kafirler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar, doğru yol açıkça belli olduktan sonra Resul'e karşı gelen kimseler…
Muhammed 47:32
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا وَصَدُّوا عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ وَشَٓاقُّوا الرَّسُولَ مِنْ بَعْدِ مَا تَبَيَّنَ لَهُمُ الْهُدٰىۙ لَنْ يَضُرُّوا اللّٰهَ شَيْـٔاًۜ وَسَيُحْبِطُ اَعْمَالَهُمْ • İnnellezine keferu ve saddu an sebilillahi ve şakkur resule min ba'di ma tebeyyene lehumul huda len yedurrullahe şey'a, ve seyuhbitu a'malehum. • Meal: Kafirler, Allah'ın yolundan alıkoyanlar, doğru yol açıkça belli olduktan sonra Resul'e karşı gelen kimseler, hiçbir şekilde ve asla Allah'a zarar veremezler. Allah, onların yaptıklarını boşa çıkaracaktır. • Kelime kelime: إِنَّ inne şüphesiz · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · كَفَرُوا۟ keferu inkar eden(ler) · وَصَدُّوا۟ ve saddu ve engel olanlar · عَن an -ndan · سَبِيلِ sebili yolu- · ٱللَّهِ llahi Allah · وَشَآقُّوا۟ ve şakku ve incitenler · ٱلرَّسُولَ r-rasule Elçiyi · مِنۢ min · بَعْدِ bea'di sonra · مَا ma · تَبَيَّنَ tebeyyene belli olduktan · لَهُمُ lehumu kendilerine · ٱلْهُدَىٰ l-huda doğru yol · لَن len asla · يَضُرُّوا۟ yedurru zarar veremezler · ٱللَّهَ llahe Allah'a · شَيْـًۭٔا şey'en hiçbir · وَسَيُحْبِطُ ve seyuhbitu ve boşa çıkaracaktır · أَعْمَـٰلَهُمْ ea'malehum onların işlerini • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • صدد (Sdd) kökü: Uzaklaştırmak, saptırmak, engellemek, önlemek. Sadiidan - bir şeyden kaçınmak, geri çekilmek, yükseltmek, gürültü yapmak, bağırmak, yüksek sesle haykırmak. Saddun - engelleme, saptırma veya uzaklaştırma eylemi. Sadiid… • سبل (sbl) kökü: yol, yöntem, araç, vesile, geçit, patika, yollar, çare, olanak, sebep • شقق ($qq) kökü: geçmek, yol açmak, geçit açmak, bölmek, yarmak, kesmek, ayırmak, parçalamak • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • بعد (bEd) kökü: sonra, ardından, ardından gelen, uzaklık, öteye, bir şeyin ardından, geçiş, uzak olmak, geçmek, gecikme • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • ضرر (Drr) kökü: Zarar vermek/incitmek/yaralamak/acı çektirmek, rahatsızlık vermek, sinir etmek, kötülük, zorluk, kıtlık, zamanın değişkenliği, hastalık/ölüm, kayıp/sıkıntı/zorluk, zorlamak, zorla sürmek, zorunluluktan hareket etmek • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • حبط (HbT) kökü: Boşa gitmek, sonuçsuz kalmak, yok olmak, işe yaramamak, yararsız olmak, boşa çıkmak, etkisiz hale gelmek. Çok yemek yemek, çok yemekten veya sağlıksız yemekler yemekten dolayı karında şişkinlik veya ağrı oluşması… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Muhammed suresi 38 ayettir; bu 32. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).