Ey İman Edenler! Her şeyi sormayın! Açıklandığında sizi zor duruma düşürecek şeyler vardır. Oysaki Kur'an indirildiği anda o şeyleri sorarsanız size açıklanır. Allah, onlardan vazgeçmiştir. Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Çok Hoş Görülü'dür.
Maide 5:101يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَسْـَٔلُوا عَنْ اَشْيَٓاءَ اِنْ تُبْدَ لَكُمْ تَسُؤْكُمْۚ وَاِنْ تَسْـَٔلُوا عَنْهَا ح۪ينَ يُنَزَّلُ الْقُرْاٰنُ تُبْدَ لَكُمْۜ عَفَا اللّٰهُ عَنْهَاۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ حَل۪يمٌ • Ya eyyuhellezine amenu la tes'elu an eşyae in tubde lekum tesu'kum, ve in tes'elu anha hine yunezzelul kur'anu tubde lekum afallahu anha vallahu gafurun halim. • Meal: Ey İman Edenler! Her şeyi sormayın! Açıklandığında sizi zor duruma düşürecek şeyler vardır. Oysaki Kur'an indirildiği anda o şeyleri sorarsanız size açıklanır. Allah, onlardan vazgeçmiştir.[1] Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Çok Hoş Görülü'dür. • Dipnot 1: Kimi şeyleri detaylandırmamıştır. • Kelime kelime: يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) · لَا la · تَسْـَٔلُوا۟ teselu sormayın · عَنْ an hakkında · أَشْيَآءَ eşya'e şeyler · إِن in eğer · تُبْدَ tubde açıklandığında · لَكُمْ lekum size · تَسُؤْكُمْ tesu'kum hoşunuza gitmeyecek · وَإِن ve in ve eğer · تَسْـَٔلُوا۟ teselu sorarsanız · عَنْهَا anha onları · حِينَ hine vakit · يُنَزَّلُ yunezzelu indirildiği · ٱلْقُرْءَانُ l-kuranu Kur'an · تُبْدَ tubde açıklanır · لَكُمْ lekum size · عَفَا afa affetmiştir · ٱللَّهُ llahu Allah · عَنْهَا ۗ anha onları · وَٱللَّهُ vallahu Allah · غَفُورٌ gafurun bağışlayandır · حَلِيمٌۭ halimun halimdir • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • بدو (bdw) kökü: Görünmek, ortaya çıkmak, açığa çıkmak, belirmek, başlamak, gözükmek, belli olmak, meydana çıkmak, çöl hayatı yaşamak, göçebe hayatı sürmek • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • حين (Hyn) kökü: Varmak, gelmek, zamanı gelmek (zaman, mevsim), uygun olmak, hasat edilmek • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • قرا (qrA) kökü: Okumak; derlemek, biriktirmek, yığmak, biriktirip dağıtmak; anlatmak, açıklamak, izah etmek, nakletmek; araştırmak, soruşturmak, incelemek. Türkçe’ye girmiş türevler : kari, kuran, kıraat, kıraathane • عفو (Efw) kökü: Affetmek, bağışlamak, çoğalmak, üzerinden geçmek, vazgeçmek, büyümek, çoğalmak, tüm izleri silmek, bağışlamak, hak edilenden fazlasını vermek, hakkından tamamen veya kısmen vazgeçmek. Afina (afin'in çoğul hali)… • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • حلم (Hlm) kökü: Rüya görmek, bir vizyona sahip olmak. Ergenliğe ulaşmak. Seminal sıvı salınımı yaşamak (uyanıkken veya uykuda), uykuda cinsel ilişki rüyası görmek. Anlayışlı veya merhametli olmak, kusurları affetmek ve gizlemek… • Maide suresi 120 ayettir; bu 101. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).