Ey İman Edenler! Yahudileri ve Nesara'yı veliler edinmeyin. Onlar, birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları mütevelli edinirse, kuşkusuz o, onlardandır. Kuşkusuz, Allah, zalim topluma hidayet etmez.
Maide 5:51يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَتَّخِذُوا الْيَهُودَ وَالنَّصَارٰٓى اَوْلِيَٓاءَۢ بَعْضُهُمْ اَوْلِيَٓاءُ بَعْضٍۜ وَمَنْ يَتَوَلَّهُمْ مِنْكُمْ فَاِنَّهُ مِنْهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِم۪ينَ • Ya eyyuhellezine amenu la tettehızul yehude ven nasara evliyae ba'duhum evliyau ba'd ve men yetevellehum minkum fe innehu minhum innallahe la yehdil kavmez zalimin. • Meal: Ey İman Edenler! Yahudileri ve Nesara'yı[1] veliler[2] edinmeyin. Onlar, birbirlerinin velileridir. Sizden kim onları mütevelli edinirse, kuşkusuz o, onlardandır. Kuşkusuz, Allah, zalim topluma hidayet[3] etmez. • Dipnot 1: Hıristiyanları. • Dipnot 2: Doğru yolu göstermez. Hidayet, güzel, yumuşak bir şekilde yol göstermek; işaret etmek şeklinde yol göstermek. Gerçeğe ve doğruya ulaşmak, hakikatle buluşmak. • Dipnot 3: Koruyucu, yardımcı, yönlendirici, gözeten, destekleyici, yandaş. Kur'an'da yer alan "veli" ve velinin çoğulu olan "evliya" kelimelerine dost, dostlar olarak anlam verilmesi doğru değildir. Bu kelimeler, ahlaki anlamdaki dostluğu değil; siyasi anlamda yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir. Kur'an, "dost" için "halil" kelimesini kullanmaktadır (Bkz. 2:254; 4:125; 17:73; 25:28). Allah'ın isimlerinden olan "El-Veli; Sahip Çıkan, Koruyan, Gözeten, Destek Olan." demektir. • Kelime kelime: يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) · لَا la · تَتَّخِذُوا۟ tettehizu edinmeyin · ٱلْيَهُودَ l-yehude yahudileri · وَٱلنَّصَـٰرَىٰٓ ve nnesara ve hıristiyanları · أَوْلِيَآءَ ۘ evliya'e veliler · بَعْضُهُمْ bea'duhum onların bır kısmı · أَوْلِيَآءُ evliya'u velileridir · بَعْضٍۢ ۚ bea'din bir kısmının · وَمَن ve men ve kim · يَتَوَلَّهُم yetevellehum onları kendine veli yaparsa · مِّنكُمْ minkum sizden · فَإِنَّهُۥ feinnehu mukakkak o · مِنْهُمْ ۗ minhum onlardandır · إِنَّ inne şüphesiz · ٱللَّهَ llahe Allah · لَا la · يَهْدِى yehdi doğru yola iletmez · ٱلْقَوْمَ l-kavme toplumu · ٱلظَّـٰلِمِينَ z-zalimine zalim • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • نصر (nSr) kökü: yardım etmek/destek olmak, imdada yetişmek, korumak • ولي (wly) kökü: yakın olmak, yanında olmak, takip etmek, kadar olmak • بعض (bED) kökü: bir kısım, bazı, parça, birkaç, bir miktar, biraz • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • Maide suresi 120 ayettir; bu 51. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).