İşte böylece Biz, ayetleri döne döne açıklıyoruz. Varsın "Sen ders almışsın." desinler. Oysa bilen bir halk için onu ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz.
Enam 6:105وَكَذٰلِكَ نُصَرِّفُ الْاٰيَاتِ وَلِيَقُولُوا دَرَسْتَ وَلِنُبَيِّنَهُ لِقَوْمٍ يَعْلَمُونَ • Ve kezalike nusarriful ayati ve li yekulu dereste ve li nubeyyinehu li kavmin ya'lemun. • Meal: İşte böylece Biz, ayetleri döne döne açıklıyoruz. Varsın "Sen ders almışsın." desinler.[1] Oysa bilen[2] bir halk için onu[3] ayrıntılı bir şekilde açıklıyoruz. • Dipnot 1: Ayetlerimizi. • Dipnot 2: İman etmeyenler, varsın "Sen bunları birilerinden öğrenmişsin." desinler. • Dipnot 3: Gerçeği kavrayan, akleden, kendi aklı ile düşünen. • Kelime kelime: وَكَذَٰلِكَ ve kezalike ve işte böylece · نُصَرِّفُ nusarrifu döne döne açıklıyoruz · ٱلْـَٔايَـٰتِ l-ayati ayetleri · وَلِيَقُولُوا۟ veliyekulu desinler diye · دَرَسْتَ deraste sen ders almışsın · وَلِنُبَيِّنَهُۥ velinubeyyinehu ve onu iyice açıklayalım diye · لِقَوْمٍۢ likavmin bir toplum için · يَعْلَمُونَ yea'lemune bilen • صرف (Srf) kökü: Çevirmek, saptırmak, önlemek, öne sürmek, ortaya koymak, değiştirmek. sarfun - önleme eylemi. masrifun - sığınılacak yer, sığınak. masruufun - saptırılmış. sarrafa (fiil 2) - açıklamak. tasrif - (rüzgarın) değişimi… • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • درس (drs) kökü: Çalışmak, okumak, dikkatle okumak, kaybolmak (iz), silmek, ortadan kaldırmak, öğretmek • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Enam suresi 165 ayettir; bu 105. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).