Rabb'inizden size basiret verilmiştir. Kim gerçeği görürse kendi yararınadır, kim de gerçeği görmezse kendi aleyhinedir. "Ben üzerinize bekçi değilim."
Enam 6:104قَدْ جَٓاءَكُمْ بَصَٓائِرُ مِنْ رَبِّكُمْۚ فَمَنْ اَبْصَرَ فَلِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ عَمِيَ فَعَلَيْهَاۜ وَمَٓا اَنَا۬ عَلَيْكُمْ بِحَف۪يظٍ • Kad caekum basairu min rabbikum fe men ebsara fe li nefsih ve men amiye fe aleyha, ve ma ene aleykum bi hafiz. • Meal: Rabb'inizden size basiret[1] verilmiştir. Kim gerçeği görürse[2] kendi yararınadır, kim de gerçeği görmezse[3] kendi aleyhinedir. "Ben üzerinize bekçi değilim." • Dipnot 1: İdrak etmezse, kavramazsa. • Dipnot 2: Basiret, doğru algılama, doğru idrak etme, gerçeği ve doğruyu görme, kavrama ve anlama yetisi; kavrayış, sezgi ve aydınlanma demektir. Basiret kelimesi, parlayan, parlaklığı ile göz kamaştıran yumuşak taş cinsi demektir. Bu ismi almasının nedeni uzaktan görülmesini sağlayan bir ışık saçmasındandır. • Dipnot 3: İdrak ederse, kavrarsa. • Kelime kelime: قَدْ kad doğrusu · جَآءَكُم ca'ekum size geldi · بَصَآئِرُ besairu basiretler · مِن min -den · رَّبِّكُمْ ۖ rabbikum Rabbiniz- · فَمَنْ femen artık kim · أَبْصَرَ ebsara görürse · فَلِنَفْسِهِۦ ۖ felinefsihi (yararı) kendisinedir · وَمَنْ ve men ve kim de · عَمِىَ amiye kör olursa · فَعَلَيْهَا ۚ fealeyha (zararı) kendisinedir · وَمَآ ve ma ve değilim · أَنَا۠ ena ben · عَلَيْكُم aleykum sizin üzerinize · بِحَفِيظٍۢ bihafizin bekçi • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • بصر (bSr) kökü: görme, bakma, gözle görmek, görüş, göz, dikkatle bakma, görme gücü, görüş açısı • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • عمي (Emy) kökü: görevinden saptırmak, yoldan sapmak, kör veya cahil ve kapalı olmak, görme yetisinden yoksun bırakmak, karartmak, kör, karanlık, gizlemek. amaḥa - zihinsel körlük, amaya - zihinsel ve fiziksel körlük. • حفظ (HfZ) kökü: Bir şeyi korumak/muhafaza etmek/savunmak, bir şeye bakmak, bir şeyin yok olmasını önlemek, bir şey hakkında dikkatli/özenli/düşünceli/ilgili olmak, bir şeyi saklamak, depolamak, tutmak, bir şeyi ezberlemek (hafızaya… • Enam suresi 165 ayettir; bu 104. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).