Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enam Suresi 114. Ayet Meali

"O, size Kitap'ı ayrıntılı olarak indirmişken, Allah'tan başka bir hakem mi arayayım?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bilirler ki bu Rabb'inden Hakk olarak indirilmiştir. O halde, sakın kuşku duyanlardan olma!

Enam 6:114 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. "O, size Kitap'ı ayrıntılı olarak indirmişken, Allah'tan başka bir hakem mi arayayım?" Kendilerine Kitap ve…
Enam 6:114
اَفَغَيْرَ اللّٰهِ اَبْتَغ۪ي حَكَماً وَهُوَ الَّـذ۪ٓي اَنْزَلَ اِلَيْكُمُ الْكِتَابَ مُفَصَّلاًۜ وَالَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْلَمُونَ اَنَّهُ مُنَزَّلٌ مِنْ رَبِّكَ بِالْحَقِّ فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ الْمُمْتَر۪ينَ • E fe gayrallahi ebtegi hakemen ve huvellezi enzele ileykumul kitabe mufassala, vellezine ateynahumul kitabe ya'lemune ennehu munezzelun min rabbike bil hakkı fe la tekunenne minel mumterin. • Meal: "O, size Kitap'ı ayrıntılı olarak indirmişken, Allah'tan başka bir hakem mi arayayım?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bilirler ki bu Rabb'inden Hakk[1] olarak indirilmiştir. O halde, sakın kuşku duyanlardan olma! • Dipnot 1: Gerçekliği kesin olan. Mutlak gerçeklik, doğruluk. Bir şeyin aslı ve esası. Yasa, ferman, kural. Batıl'ın karşıtı. • Kelime kelime: أَفَغَيْرَ efegayra başka mı? · ٱللَّهِ llahi Allah'tan · أَبْتَغِى ebtegi arayayım · حَكَمًۭا hakemen bir hakem · وَهُوَ vehuve ve O · ٱلَّذِىٓ llezi · أَنزَلَ enzele indirmiş iken · إِلَيْكُمُ ileykumu size · ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitabı · مُفَصَّلًۭا ۚ mufessalen açıklanmış olarak · وَٱلَّذِينَ vellezine ve kimseler · ءَاتَيْنَـٰهُمُ ateynahumu kendilerine verdiğimiz · ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap · يَعْلَمُونَ yea'lemune bilirler · أَنَّهُۥ ennehu ki O gerçekten · مُنَزَّلٌۭ munezzelun indirilmiştir · مِّن min tarafından · رَّبِّكَ rabbike Rabbin · بِٱلْحَقِّ ۖ bil-hakki hak olarak · فَلَا fela · تَكُونَنَّ tekunenne hiç olma · مِنَ mine -dan · ٱلْمُمْتَرِينَ l-mumterine kuşkulananlar- • غير (gyr) kökü: getirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek… • بغي (bgy) kökü: Azgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramak • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • فصل (fSl) kökü: Bir şeyi başka bir şeyden ayırmak/bölmek, ayrım/bölme yapmak, belirgin/açık/net/bariz yapmak, detaylı açıklamak, ayırt etmek, iki şey arasında karar vermek (örneğin doğru ile yanlış arasında), belirgin kısım/bölüm. • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • مري (mry) kökü: Bir şeyi ortaya çıkarmak, tartışmak veya mücadele etmek, şüphe etmek. • Enam suresi 165 ayettir; bu 114. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).