"Kitap, bizden önce yalnızca iki topluluğa indirildi, biz onların edindikleri bilgiden habersizdik." dememeniz için;
Enam 6:156اَنْ تَقُولُٓوا اِنَّـمَٓا اُنْزِلَ الْكِتَابُ عَلٰى طَٓائِفَتَيْنِ مِنْ قَبْلِنَاۖ وَاِنْ كُنَّا عَنْ دِرَاسَتِهِمْ لَغَافِل۪ينَۙ • En tekulu innema unzilel kitabu ala taifeteyni min kablina ve in kunna an dirasetihim le gafilin. • Meal: "Kitap, bizden önce yalnızca iki topluluğa[1] indirildi, biz onların edindikleri bilgiden habersizdik." dememeniz için; • Dipnot 1: Yahudi ve Hıristiyanlara. • Kelime kelime: أَن en · تَقُولُوٓا۟ tekulu demeyesiniz · إِنَّمَآ innema yalnız · أُنزِلَ unzile indirildi · ٱلْكِتَـٰبُ l-kitabu Kitap · عَلَىٰ ala üzerine · طَآئِفَتَيْنِ taifeteyni iki topluluk · مِن min · قَبْلِنَا kablina bizden önceki · وَإِن ve in · كُنَّا kunna biz ise idik · عَن an · دِرَاسَتِهِمْ dirasetihim onların okumasından · لَغَـٰفِلِينَ legafiline habersiz • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • نزل (nzl) kökü: inmek, aşağı gelmek, olaylara rastlamak, bir yere inip konmak, bir yerde konakmak. indirmek, gönderme. Bir misafir için hazırlanan şey, ikametgah, hediye. Konak, mevki. Aşağı indirmek, göndermek. Aşağı inme, vahiy… • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • طوف (Twf) kökü: Gitme/yürüme eylemi, etrafta gezinme, dolaşma, seyahat etme, ona gelme, üzerine gelme, ziyaret, yaklaşma, yakınına gelme, sıkça etrafında dönme, kuşatma • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • درس (drs) kökü: Çalışmak, okumak, dikkatle okumak, kaybolmak (iz), silmek, ortadan kaldırmak, öğretmek • غفل (gfl) kökü: Dikkatsiz, unutkan, ihmalkar, gafil, kasıtlı olarak ihmal eden veya bırakan veya uzaklaşan • Enam suresi 165 ayettir; bu 156. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).