Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enam Suresi 20. Ayet Meali

Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu çocuklarını tanır gibi tanırlar. O kimseler, kendi nefislerine hüsran ettiler, işte onlar iman etmezler.

Enam 6:20 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu çocuklarını tanır gibi tanırlar.
Enam 6:20
اَلَّذ۪ينَ اٰتَيْنَاهُمُ الْكِتَابَ يَعْرِفُونَهُ كَمَا يَعْرِفُونَ اَبْنَٓاءَهُمْۢ اَلَّذ۪ينَ خَسِرُٓوا اَنْفُسَهُمْ فَهُمْ لَا يُؤْمِنُونَ۟ • Ellezine ateynahumul kitabe ya'rifunehu kema ya'rifune ebnaehum ellezine hasiru enfusehum fe hum la yu'minun. • Meal: Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu çocuklarını tanır gibi tanırlar. O kimseler, kendi nefislerine hüsran[1] ettiler, işte onlar iman etmezler. • Dipnot 1: İnsanın, ömrünü boş şeyler uğruna tüketip, ebedi kayba uğraması. • Kelime kelime: ٱلَّذِينَ ellezine kendilerine · ءَاتَيْنَـٰهُمُ ateynahumu verdiklerimiz · ٱلْكِتَـٰبَ l-kitabe Kitap · يَعْرِفُونَهُۥ yea'rifunehu onu tanırlar · كَمَا kema gibi · يَعْرِفُونَ yea'rifune tanıdıkları · أَبْنَآءَهُمُ ۘ ebna'ehumu oğullarını · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · خَسِرُوٓا۟ hasiru ziyana sokan(lar) · أَنفُسَهُمْ enfusehum kendilerini · فَهُمْ fehum onlar · لَا la · يُؤْمِنُونَ yu'minune inanmazlar • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • كتب (ktb) kökü: yazmak, dikte ettirmek, emretmek/tayin etmek/buyurmak, hüküm vermek/karar çıkarmak, bir araya getirmek, toplamak, birleştirmek/bağlamak, dikmek, yazılı (kanun gibi), yazı biçimi/şekli, kitap, kitapçı, yazılan şey… • عرف (Erf) kökü: O bunu bildi, bunun idrakine vardı, ayırt etmek, bir şeyle tanışmak, düşünme ve etkiyi göz önünde bulundurarak bir şeyi algılamak, karşılığını vermek, bir kısmını kabul etmek, yönetici/düzenleyici/gözetmen… • بني (bny) kökü: inşa etmek, yapmak, kurmak, oluşturmak, bina yapmak, yapı, nesil, soy, aile • خسر (xsr) kökü: Kayıp veya azalma yaşamak, aldatılmak/kandırılmak/baştan çıkarılmak/atlatılmak, hata yapmak/yoldan çıkmak/doğru yoldan sapmak/doğru yolu kaçırmak, yok olmak veya ölmek, bir şeyi kusurlu veya eksik yapmak, yok etmek veya… • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • Enam suresi 165 ayettir; bu 20. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).