O hakikat olduğu halde halkın onu yalanladı. "Ben üzerinize vekil değilim." de.
Enam 6:66وَكَذَّبَ بِه۪ قَوْمُكَ وَهُوَ الْحَقُّۜ قُلْ لَسْتُ عَلَيْكُمْ بِوَك۪يلٍۜ • Ve kezzebe bihi kavmuke ve huvel hakk,kul lestu aleykum bi vekil. • Meal: O hakikat olduğu halde halkın onu yalanladı. "Ben üzerinize vekil değilim." de. • Kelime kelime: وَكَذَّبَ vekezzebe ve yalanladı · بِهِۦ bihi onu · قَوْمُكَ kavmuke kavmin · وَهُوَ vehuve ve O · ٱلْحَقُّ ۚ l-hakku gerçek iken · قُل kul de ki · لَّسْتُ lestu ben değilim · عَلَيْكُم aleykum size · بِوَكِيلٍۢ bivekilin vekil • كذب (kpb) kökü: Yalan söylemek, gerçek olmayan şeyleri söylemek, uydurma bir yalan söylemek, bir yalan ileri sürmek, bir yalan anlatmak, bir yalan söylemek, yanlış olmak, kesilmek, aldatmak, beklentileri boşa çıkarmak. • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ليس (lys) kökü: Değil, yoktur, değildir, bulunmaz, mevcut değildir • وكل (wkl) kökü: Güvenmek, onaylamak, vermek, görev vermek, işleri düzenlemek, dayanmak, bel bağlamak. • Enam suresi 165 ayettir; bu 66. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).