Gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. "Rabb'im budur." dedi. O, batınca da "Ben batanları sevmem!" dedi.
Enam 6:76فَلَمَّا جَنَّ عَلَيْهِ الَّيْلُ رَاٰ كَوْكَباًۚ قَالَ هٰذَا رَبّ۪يۚ فَلَمَّٓا اَفَلَ قَالَ لَٓا اُحِبُّ الْاٰفِل۪ينَ • Fe lemma cenne aleyhil leylu rea kevkeba, kale haza rabbi, fe lemma efele kale la uhıbbul afilin. • Meal: Gece karanlığı basınca, bir yıldız gördü. "Rabb'im budur." dedi. O, batınca da "Ben batanları sevmem!" dedi. • Kelime kelime: فَلَمَّا felemma ne zaman ki · جَنَّ cenne basınca · عَلَيْهِ aleyhi üzerine · ٱلَّيْلُ l-leylu gece · رَءَا raa (İbrahim) gördü · كَوْكَبًۭا ۖ kevkeben bir yıldız · قَالَ kale dedi · هَـٰذَا haza budur · رَبِّى ۖ rabbi Rabbim · فَلَمَّآ felemma ne zaman ki · أَفَلَ efele (yıldız) batınca · قَالَ kale dedi · لَآ la · أُحِبُّ uhibbu sevmem · ٱلْـَٔافِلِينَ l-afiline batanları • جنن (jnn) kökü: örtülü/gizli/kapalı/saklı/korumalı (örn. kumaş, zırh, mezar, kalkan), görünmez, karanlık/ele geçirilmiş olmak, gece karanlığı, akıldan yoksun, deli/çılgın/aklı başında olmayan, karışıklık/şaşkınlık • ليل (lyl) kökü: Gece, karanlık, akşam karanlığı, ışıksız zaman dilimi, gece karanlığı, geceleyin • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • كوكب (kwkb) kökü: Parlamak, ışıldamak. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • افل (Afl) kökü: Gizli/saklı/gizlenmiş/hazır. • حبب (Hbb) kökü: Sevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye… • Enam suresi 165 ayettir; bu 76. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).