Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enam Suresi 77. Ayet Meali

Sonra Ay'ın ortaya çıkışını görünce, "Rabb'im budur." dedi. Ay kaybolunca, "Eğer Rabb'im bana doğru yolu göstermemiş olsaydı sapkın olan halktan olurdum!" dedi.

Enam 6:77 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Sonra Ay'ın ortaya çıkışını görünce, "Rabb'im budur." dedi.
Enam 6:77
فَلَمَّا رَاَ الْقَمَرَ بَازِغاً قَالَ هٰذَا رَبّ۪يۚ فَلَمَّٓا اَفَلَ قَالَ لَئِنْ لَمْ يَهْدِن۪ي رَبّ۪ي لَاَكُونَنَّ مِنَ الْقَوْمِ الضَّٓالّ۪ينَ • Fe lemma reel kamere bazigan kale haza rabbi, fe lemma efele kale le in lem yehdini rabbi le ekunenne minel kavmid dallin. • Meal: Sonra Ay'ın ortaya çıkışını görünce, "Rabb'im budur." dedi. Ay kaybolunca, "Eğer Rabb'im bana doğru yolu göstermemiş olsaydı sapkın olan halktan olurdum!" dedi. • Kelime kelime: فَلَمَّا felemma ne zaman ki · رَءَا raa gördüğünde · ٱلْقَمَرَ l-kamera Ay'ı · بَازِغًۭا bazigan doğarken · قَالَ kale dedi · هَـٰذَا haza budur · رَبِّى ۖ rabbi Rabbim · فَلَمَّآ felemma ne zaman ki · أَفَلَ efele (o da) batınca · قَالَ kale dedi · لَئِن lein eğer · لَّمْ lem · يَهْدِنِى yehdini bana doğru yolu göstermeseydi · رَبِّى rabbi Rabbim · لَأَكُونَنَّ leekunenne elbette olurdum · مِنَ mine -tan · ٱلْقَوْمِ l-kavmi topluluk- · ٱلضَّآلِّينَ d-dalline sapıtan • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • قمر (qmr) kökü: Beyaz olmak. Ay, kamer (özellikle 3. geceden 26. geceye kadar). • بزغ (bzg) kökü: Yükselmek veya ortaya çıkmak (genellikle güneş/ay için kullanılır), akmak/yayılmak. • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • افل (Afl) kökü: Gizli/saklı/gizlenmiş/hazır. • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • ضلل (Dll) kökü: Yanlış yola saptı, sapmış, yolunu şaşırmış. Doğru yoldan sapmış. Doğru yolu kaçırmış veya kaybetmiş. Bir şeyi kaybetmiş ve yerini bilmiyor. Şaşırmış ve doğru yolu görememiş. • Enam suresi 165 ayettir; bu 77. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).