Akıl Kuran (akilkuran.com)

Cuma Suresi 8. Ayet Meali

De ki: Kendisinden kaçtığınız ölüm, kesinlikle karşınıza çıkacaktır. Sonra, görünmeyen ve görünen her şeyi bilene döndürüleceksiniz. O, size yaptıklarınızı haber verecektir.

Cuma 62:8 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. De ki: Kendisinden kaçtığınız ölüm, kesinlikle karşınıza çıkacaktır.
Cuma 62:8
قُلْ اِنَّ الْمَوْتَ الَّذ۪ي تَفِرُّونَ مِنْهُ فَاِنَّهُ مُلَاق۪يكُمْ ثُمَّ تُرَدُّونَ اِلٰى عَالِمِ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِ فَيُنَبِّئُكُمْ بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ۟ • Kul innel mevtellezi tefirrune minhu fe innehu mulakikum summe tureddune ila alimil gaybi veş şehadeti fe yunebbiukum bi ma kuntum ta'melun. • Meal: De ki: Kendisinden kaçtığınız ölüm, kesinlikle karşınıza çıkacaktır. Sonra, görünmeyen ve görünen her şeyi bilene döndürüleceksiniz. O, size yaptıklarınızı haber verecektir. • Kelime kelime: قُلْ kul de ki · إِنَّ inne şüphesiz · ٱلْمَوْتَ l-mevte ölüm · ٱلَّذِى llezi · تَفِرُّونَ tefirrune sizin kaçtığınız · مِنْهُ minhu kendisinden · فَإِنَّهُۥ feinnehu mutlaka · مُلَـٰقِيكُمْ ۖ mulakikum sizi bulacaktır · ثُمَّ summe sonra · تُرَدُّونَ turaddune döndürüleceksiniz · إِلَىٰ ila · عَـٰلِمِ aalimi bilen'e · ٱلْغَيْبِ l-gaybi görünmeyeni · وَٱلشَّهَـٰدَةِ ve şşehadeti ve görüneni · فَيُنَبِّئُكُم fe yunebbiukum ve O size haber verecektir · بِمَا bima şeyleri · كُنتُمْ kuntum olduğunuz · تَعْمَلُونَ tea'melune yapıyor(lar) • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • موت (mwt) kökü: Ölmek, dünyevi hayattan ayrılmak, hayattan mahrum olmak, duyusal yeteneklerden yoksun kalmak, zihinsel yeteneklerden yoksun kalmak, hareketsiz olmak, sessiz/sakin olmak, uyumak, cansız, yatışmak, yeryüzü tarafından… • فرر (frr) kökü: Kaçmak, uzaklaşmak, firar etmek, kaçış, firar, kaçma eylemi. Mafarr - sığınak, değişim, sığınma yeri. • لقي (lqy) kökü: Karşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek… • ردد (rdd) kökü: Geri göndermek, geri döndürmek, reddetmek, kabul etmemek, geri püskürtmek, geri dönmek, eski haline getirmek, geri vermek, başvurmak, tekrar vermek, tekrar almak, tekrarlamak, geri gitmek, orijinal durumuna dönmek… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • غيب (gyb) kökü: uzak/ulaşılamaz/gizli/saklı, algıların veya zihinsel algının kapsamı dışında veya ötesinde, görünmez, karalama, gizli gerçek, kayıp olan kişi • شهد ($hd) kökü: tanıklık etmek/bilgi vermek, görmek/şahit olmak, hazır bulunmak, kanıt/ifade vermek, şahitlik etmek. mushhad - hazır bulunma veya kanıt verme ya da dinleme zamanı veya yeri, buluşma yeri. mashhuud - şahit olunan şey. • نبا (nbA) kökü: yüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • عمل (Eml) kökü: iş, işlem, eylem, yapmak/hareket etmek/çalışmak/işletmek/inşaa etmek/üretmek, bir el sanatı uygulama, aktif olmak Türkçe’ye girmiş türevler : amel, aksülamel, amal, ameliyat, amil (amele), imal, istimal (müstamel… • Cuma suresi 11 ayettir; bu 8. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).