Akıl Kuran (akilkuran.com)

Cuma Suresi 9. Ayet Meali

Ey İman Edenler! Cuma günü salat için seslenildiği zaman, alışverişi bırakıp, hemen Allah'ın öğüdüne koşun. Eğer bilirseniz, bu, sizin için hayırlı olandır.

Cuma 62:9 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ey İman Edenler!
Cuma 62:9
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ • Ya eyyuhellezine amenu iza nudiye lis salati min yevmil cumuati fes'av ila zikrillahi ve zerul bey'a, zalikum hayrun lekum in kuntum ta'lemun. • Meal: Ey İman Edenler! Cuma[1] günü salat[2] için seslenildiği zaman, alışverişi[3] bırakıp, hemen Allah'ın öğüdüne koşun. Eğer bilirseniz, bu, sizin için hayırlı olandır. • Dipnot 1: Toplanma günü. • Dipnot 2: Cuma Namazı için. Ayette yer alan "salattan kasıt, namazdır. Adına Cuma namazı denilen bu namaz, diğer namazlardan "önem, amaç ve içerik" olarak farklıdır. Bu namaz: Şirkten arınmış bir bilinçle Allah'a yönelmek, dayanışma ve yardımlaşmayı gerçekleştirmek; bilgilenmeyi, bilinçlenmeyi, haftalık gündemi paylaşmayı amaçlayan bir namazdır. Kur'an'ın, Bakara Suresi 238. ayette "es-salatu'l-vusta" yani en hayırlı, en yararlı namaz dediği bu namaz, haftada bir kez tekrarlanan, sosyal ve siyasal dayanışmayı gerçekleştirmek için toplumu bir araya getiren bir namazdır. • Dipnot 3: Tüm işlerinizi. • Kelime kelime: يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · ءَامَنُوٓا۟ amenu inanan(lar) · إِذَا iza zaman · نُودِىَ nudiye çağrıldığı(nız) · لِلصَّلَوٰةِ lissalati salat için · مِن min · يَوْمِ yevmi günü · ٱلْجُمُعَةِ l-cumuati Cuma · فَٱسْعَوْا۟ fes'av hemen koşun · إِلَىٰ ila · ذِكْرِ zikri anmağa · ٱللَّهِ llahi Allah'ı · وَذَرُوا۟ ve zeru ve bırakın · ٱلْبَيْعَ ۚ l-bey'a alışverişi · ذَٰلِكُمْ zalikum bu · خَيْرٌۭ hayrun daha hayırlıdır · لَّكُمْ lekum sizin için · إِن in eğer · كُنتُمْ kuntum · تَعْلَمُونَ tea'lemune bilirseniz • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • ندو (ndw) kökü: İlan etmek, çağırmak, çağrıda bulunmak, davet etmek, herhangi birine bir şey iletmek için çağırmak, selamlamak, sesli çağırmak, sesi yükseltmek, toplantı • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • جمع (jmE) kökü: Toplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi]… • سعي (sEy) kökü: Çalışmak, koşmak, gayret etmek, çabalamak, uğraşmak, teşebbüs etmek, koşturmak, emek vermek, didinmek • ذكر (pkr) kökü: hatırlamak/anmak/hatırlatmak, ezberlemek için çalışmak, hatırlatmak, akılda tutmak, düşünceli/özenli olmak, bahsetmek/anlatmak/aktarmak, yüceltmek/övmek, uyarmak/ikaz etmek (örn. dhikra 2. çekimdir ve dhikr'den daha… • وذر (wpr) kökü: Terk etmek/vazgeçmek/ihmal etmek, üzerine düşmek, yaralamak, dilimlere ayırmak, izin vermek, vazgeçmek • بيع (byE) kökü: Satmak, satış yapmak, ticaret yapmak, alışveriş yapmak, bir malı para karşılığında devretmek, satışa çıkarmak, pazarlamak • خير (xyr) kökü: İyi olmak, iyilik yapmak, seçenek vermek (ve seçenek verilmek), bir şeyi veya kişiyi diğerine tercih etmek, tercih edilen/telaffuz edilen/seçilen, iyilikte birbirini geçmeye çalışmak, güzellik ve mizaçta mükemmel olmak… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Cuma suresi 11 ayettir; bu 9. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).