Ey Nebi! Eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek, Allah'ın helal kıldığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun? Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir.
Tahrim 66:1يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ لِمَ تُحَرِّمُ مَٓا اَحَلَّ اللّٰهُ لَكَۚ تَبْتَغ۪ي مَرْضَاتَ اَزْوَاجِكَۜ وَاللّٰهُ غَفُورٌ رَح۪يمٌ • Ya eyyuhen nebiyyu lime tuharrimu ma ehallallahu lek, tebtegi merdate ezvacik, vallahu gafurun rahim. • Meal: Ey Nebi! Eşlerinin hoşnutluğunu gözeterek, Allah'ın helal kıldığı şeyi niçin kendine haram kılıyorsun?[1] Allah, Çok Bağışlayıcı'dır, Rahmeti Kesintisiz'dir. • Dipnot 1: Helal ve haram kılma yetkisi, hakkı yalnızca Allah'a aittir. Nebi de dahil hiç kimsenin helal ve haram belirleme hakkı ve yetkisi yoktur. • Kelime kelime: يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey · ٱلنَّبِىُّ n-nebiyyu nebi · لِمَ lime niçin? · تُحَرِّمُ tuharrimu haram kılıyorsun · مَآ ma şeyi · أَحَلَّ ehalle helal kıldığı · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · لَكَ ۖ leke sana · تَبْتَغِى tebtegi isteyerek · مَرْضَاتَ merdate hatırını · أَزْوَٰجِكَ ۚ ezvacike eşlerinin · وَٱللَّهُ vallahu Allah · غَفُورٌۭ gafurun bağışlayadır · رَّحِيمٌۭ rahimun esirgeyendir • نبا (nbA) kökü: yüksek olmak, yüce olmak, yüceltilmek/yükseltilmek, bilgilendirmek/haberdar etmek, alçak sesle/tonda konuşmak, ağlamak, havlamak, peygamberlik armağanı, peygamber • حرم (Hrm) kökü: Yasaklamak, engellemek, önlemek, yasadışı ilan etmek veya yapmak, mahrum bırakmak, kutsal/dokunulmaz/saygı veya hürmet veya onura layık olmak, bir şeyi reddetmek veya inkar etmek, birini umutsuzluğa sürüklemek, refahtan… • حلل (Hll) kökü: Çözmek/açmak (düğüm), affetmek (günah), çözmek (zorluk/problem/bilmece), çözmek, affetmek, eritmek/sıvılaştırmak. Bir şeyi analiz etmek. Bir yerde ikamet etmek/konaklamak/yerleşmek, bir yer almak veya işgal etmek… • بغي (bgy) kökü: Azgınlık etmek, haddi aşmak, zulmetmek, isyan etmek, haksızlık etmek, fahişelik yapmak, taşkınlık göstermek, kibirlenmek, talep etmek, istemek, aramak • رضو (rDw) kökü: Ondan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı… • زوج (zwj) kökü: Birleştirmek/çiftleştirmek/eşleştirmek/evlendirmek, evlilik, çift, eş, eş/zevce/koca • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • رحم (rHm) kökü: merhamet etmek, şefkat göstermek, severek ve acıyarak korumak. Yufka yürekli olmak, acımak, birinin üzüntüsüne ortak olmak. Acınacak durumda bulunan kimseye yönelik yufka yüreklilik ve şefkat. Lütufta bulunma. • Tahrim suresi 12 ayettir; bu 1. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).