"Ey Musa! Önce sen mi atacaksın, yoksa atanlar biz mi olalım?" dediler.
Araf 7:115قَالُوا يَا مُوسٰٓى اِمَّٓا اَنْ تُلْقِيَ وَاِمَّٓا اَنْ نَكُونَ نَحْنُ الْمُلْق۪ينَ • Kalu ya musa imma en tulkiye ve imma en nekune nahnul mulkin. • Meal: "Ey Musa! Önce sen mi atacaksın, yoksa atanlar biz mi olalım?" dediler. • Kelime kelime: قَالُوا۟ kalu dediler ki · يَـٰمُوسَىٰٓ ya musa Musa · إِمَّآ imma önce mi? · أَن en · تُلْقِىَ tulkiye sen atacaksın · وَإِمَّآ veimma yoksa · أَن en · نَّكُونَ nekune olalım · نَحْنُ nehnu biz (mi) · ٱلْمُلْقِينَ l-mulkine (önce) atanlar • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • لقي (lqy) kökü: Karşılaşmak, bir şeyle karşılaşmak, rastlamak, bulmak, bir şeyin farkına varmak, görmek, tesadüfen rastlamak, tecrübe etmek, uğramak, maruz kalmak, katlanmak, yaslanmak, almak, yüzleşmek, bir şeyin yönüne doğru gitmek… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • Araf suresi 206 ayettir; bu 115. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).