Akıl Kuran (akilkuran.com)

Araf Suresi 162. Ayet Meali

Ancak onlardan haksızlık yapanlar, kendilerine söylenen sözü başka bir söze çevirdiler. Biz de haksızlık yapmaları yüzünden, üzerlerine gökten bir azap gönderdik.

Araf 7:162 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Ancak onlardan haksızlık yapanlar, kendilerine söylenen sözü başka bir söze çevirdiler.
Araf 7:162
فَبَدَّلَ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مِنْهُمْ قَوْلاً غَيْرَ الَّذ۪ي ق۪يلَ لَهُمْ فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِجْزاً مِنَ السَّمَٓاءِ بِمَا كَانُوا يَظْلِمُونَ۟ • Fe beddelellezine zalemu minhum kavlen gayrellezi kile lehum fe erselna aleyhim riczen mines semai bi ma kanu yazlimun. • Meal: Ancak onlardan haksızlık yapanlar, kendilerine söylenen sözü başka bir söze çevirdiler. Biz de haksızlık yapmaları yüzünden, üzerlerine gökten bir azap gönderdik. • Kelime kelime: فَبَدَّلَ febeddele değiştirdiler · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · ظَلَمُوا۟ zelemu zulmeden(ler) · مِنْهُمْ minhum içlerinden · قَوْلًا kavlen sözü · غَيْرَ gayra başkasıyla · ٱلَّذِى llezi · قِيلَ kile söylenenden · لَهُمْ lehum kendilerine · فَأَرْسَلْنَا feerselna biz de gönderdik · عَلَيْهِمْ aleyhim üzerlerine · رِجْزًۭا riczen bir azab · مِّنَ mine -ten · ٱلسَّمَآءِ s-semai gök- · بِمَا bima dolayı · كَانُوا۟ kanu ettiklerinden · يَظْلِمُونَ yezlimune haksızlık • بدل (bdl) kökü: Değiştirme/başkalaştırma -> ilaveli veya ilavesiz, yerine koyma/değiş tokuş etme. • ظلم (Zlm) kökü: karanlık, zulüm, haksızlık, adaletsizlik, hak gaspı, haksız yere birini sıkıntıya sokmak • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • غير (gyr) kökü: getirmek, iletmek, fayda, bahşedilmiş; bir şeyi kötüye doğru değiştirmek veya bozmak, bozulmuş, kirletilmiş, bulaşmış, kötü kokulu hale getirmek; ayarlama, onarım; iki kişi arasındaki fark; kıskanç olmak; temin etmek… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • رجز (rjz) kökü: Gürlemek, patırtı yapmak. Kirlilik/pislik, felaket, kötü bir ceza türü, gazap, kirlilik, veba, bela, salgın hastalık, iğrençlik, günah, kötülük, putperestlik, develerin arka kısmında görülen hastalık, cezayı hak eden… • سمو (smw) kökü: yüce/yüksek olmak, yükseltilmiş, çatı, tavan; isim, sıfat, nitelik; semavat - yükseklikler/gökler/yağmur, yağmur bulutları. ism - Bir şeyin/nesnenin ayırt edici işareti Türkçe’ye girmiş türevler : sema, semavat… • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • Araf suresi 206 ayettir; bu 162. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).