Onları gerçeği kabul etmeye davet etseniz, size tabi olmazlar. Onları davet etseniz de etmeseniz de size karşı tutumları değişmez.
Araf 7:193وَاِنْ تَدْعُوهُمْ اِلَى الْهُدٰى لَا يَتَّبِعُوكُمْۜ سَوَٓاءٌ عَلَيْكُمْ اَدَعَوْتُمُوهُمْ اَمْ اَنْتُمْ صَامِتُونَ • Ve in ted'uhum ilel huda la yettebiukum, sevaun aleykum e deavtumuhum em entum samitun. • Meal: Onları gerçeği kabul etmeye davet etseniz, size tabi olmazlar. Onları davet etseniz de etmeseniz de size karşı tutumları değişmez. • Kelime kelime: وَإِن ve in şayet · تَدْعُوهُمْ ted'uhum onları çağırsanız · إِلَى ila · ٱلْهُدَىٰ l-huda doğru yola · لَا la · يَتَّبِعُوكُمْ ۚ yettebiukum size uymazlar · سَوَآءٌ seva'un birdir · عَلَيْكُمْ aleykum sizin için · أَدَعَوْتُمُوهُمْ edeavtumuhum onları çağırmanız · أَمْ em ya da · أَنتُمْ entum sizin · صَـٰمِتُونَ samitune susmanız • دعو (dEw) kökü: aramak, arzu etmek, istemek, talep etmek, seslenmek, çağırmak, atfetmek, haykırmak, seslenmek, dua etmek, yalvarmak, dilekçe vermek, ihtiyaç duymak, çağırmak, davet etmek, iddia etmek, yardım etmek • هدي (hdy) kökü: Yol göstermek/yönlendirmek, doğru yolu takip etmek/tutmak, doğru yola yönlendirilmiş/hidayete ermiş, bir yol/gidiş/metot/davranış tarzı/tutum. Hediye. • تبع (tbE) kökü: takip etmek/arkasından gitmek/yürümek, geçmek/yakalamak, kovlamak/araştırmak/incelemek/avlamak, aramak/ulaşmak/elde etmek, dava açmak/hak aramak (hak/kan davası için), birinin diğerini takip etmesi, ardışık/art arda… • سوي (swy) kökü: düzeltmek, eşitlemek, düzenlemek, şekil vermek, uyum sağlamak, düz hale getirmek, dengelemek, aynı yapmak, eşit olmak, dengeli olmak. Türkçe'ye geçen türevler: istiva, masiva, müsavat (müsavi), seyyanen, tesviye, seviye • صمت (Smt) kökü: Sessiz kalmak. Suskun - sessizliğini koruyan, sessiz, cansız, dilsiz. • Araf suresi 206 ayettir; bu 193. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).