Akıl Kuran (akilkuran.com)

Araf Suresi 34. Ayet Meali

Her ümmetin bir eceli vardır. Ecelleri gelince ne bir an ertelenir ne de bir an öne alınır.

Araf 7:34 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Her ümmetin bir eceli vardır.
Araf 7:34
وَلِكُلِّ اُمَّةٍ اَجَلٌۚ فَاِذَا جَٓاءَ اَجَلُهُمْ لَا يَسْتَأْخِرُونَ سَاعَةً وَلَا يَسْتَقْدِمُونَ • Ve li kulli ummetin ecel, fe iza cae eceluhum la yeste'hırune saaten ve la yestakdimun. • Meal: Her ümmetin[1] bir eceli[2] vardır. Ecelleri gelince ne bir an ertelenir ne de bir an öne alınır. • Dipnot 1: Toplumun. • Dipnot 2: Süresi. • Kelime kelime: وَلِكُلِّ velikulli ve her · أُمَّةٍ ummetin ümmetin · أَجَلٌۭ ۖ ecelun bir süresi vardır · فَإِذَا feiza ne zaman ki · جَآءَ ca'e gelince · أَجَلُهُمْ eceluhum süreleri · لَا la · يَسْتَأْخِرُونَ yeste'hirune geri kalmazlar · سَاعَةًۭ ۖ saaten bir an · وَلَا ve la ve ne de · يَسْتَقْدِمُونَ yestekdimune öne geçemezler • كلل (kll) kökü: 1. Tüm, bütün, tamlık, bütünlük 2. babasını ve çocuğunu kaybetmek, doğrudan mirasçısı bulunmamak, bitkin düşmek, yorgun, zayıf olmak; sadece uzak ilişkileri bulunmak Türkçe’ye girmiş türevler : küllî, külli yevmin… • امم (Amm) kökü: ammina: önermek, bir yere doğru adım atmak, tamir etmek, yönelmek [5:2]ummun/umm: anne, kaynak, prensip, prototip, köken, örnek;ummi: anneye ait, okuma yazma bilmeyen, Arap, kendilerine ait vahyedilmiş kutsal kitabı… • اجل (Ajl) kökü: Belirlenmiş/atanmış/belirtilmiş/kararlaştırılmış süre, dönem, kıyamet günü, yaratılış ve ölüm arası dönem, ölüm ve diriliş arası dönem, dünyada kalan süre, zamanın ertelenmesi/geciktirilmesi/ötelenmesi • جيا (jyA) kökü: gelmek/yapmak, işlemek, (bi edatıyla) getirmek, üretmek, (2:275) almak • اخر (Axr) kökü: geri çekilmek, gerilemek/geri dönmek/çekilmek, ertelemek/geciktirmek/ertelemek/ertelemek, son/arka kısım • سوع (swE) kökü: Kötü olmak, fesat çıkarmak, kötülük etmek, günah işlemek, zarar vermek, üzmek, incitmek, fenalık yapmak, kızmak, öfkelenmek, kabalaşmak, çirkinleşmek, hoşa gitmemek, mutsuz etmek, rahatsız etmek, zorlaştırmak • قدم (qdm) kökü: Öne geçmek, ileri gelmek, bir topluluğa liderlik etmek. Qadima - gelmek, dönmek, geri dönmek, yönelmek, ilerlemek, üzerine gitmek, kendini vermek. Qadamun - liyakat, rütbe, öncelik, insan ayağı, ayak basma, temel… • Araf suresi 206 ayettir; bu 34. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).