Akıl Kuran (akilkuran.com)

Naziat Suresi 40. Ayet Meali

Fakat Rabb'inin huzurunda suçlu olmaktan korkarak, kendisini hevasından uzak tutana,

Naziat 79:40 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Fakat Rabb'inin huzurunda suçlu olmaktan korkarak, kendisini hevasından uzak tutana,
Naziat 79:40
وَاَمَّا مَنْ خَافَ مَقَامَ رَبِّه۪ وَنَهَى النَّفْسَ عَنِ الْهَوٰىۙ • Ve emma men hafe makame rabbihi ve nehennefse anil heva. • Meal: Fakat Rabb'inin huzurunda suçlu olmaktan korkarak, kendisini hevasından[1] uzak tutana, • Dipnot 1: Tutku, kuruntu, bencil ve çıkarcı isteklere uymak. Sahip olduğu zenginlik, makam, ün, güç, bilgi vb. imkanları imtiyaza dönüştürerek üstünlük taslamak. Vahiy yerine din adamları sınıfının uydurduğu dine uymak. • Kelime kelime: وَأَمَّا veemma ama · مَنْ men kim · خَافَ hafe korkmuşsa · مَقَامَ mekame divanında durmaktan · رَبِّهِۦ rabbihi Rabbinin · وَنَهَى ve neha ve men'etmişse · ٱلنَّفْسَ n-nefse nefsi(ni) · عَنِ ani -den · ٱلْهَوَىٰ l-heva kötü heves(ler)- • خوف (xwf) kökü: Korkmak, korkmak/ürkmek/dehşete düşmek, birine korku vermek, azaltmak veya eksiltmek veya almak, bir şeyden azar azar almak, bir şeyin kenarlarından almak, katletmek veya savaşmak • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • ربب (rbb) kökü: Usta ve efendi olan, toparlayan, bir araya getiren, sahip olan/elinde tutan, kural, yükseltmek, yetiştirmek, korumak, şef, gardiyan, düzenleyen, belirleyen, bekçi, sağlayan, esirgeyen, koruyan, mükemmelleştiren… • نهي (nhy) kökü: Engellemek, yasaklamak, azarlamak, yasaklamak, durdurtmak, kısıtlamak, men etmek, engel olmak, vazgeçmek, sakınmak • نفس (nfs) kökü: nefs, öz, benlik, kişilik, yüksek derecede değer verildi, değerli ve istenen, çekicilik gören, sevilen veya saygı değer bulunan • هوي (hwy) kökü: Kuş gibi avına doğru dik inmek, yok olmak, mahvolmak, yıkmak, yok etmek, ortadan kaybolmak, özlem duymak, hayal etmek, kandırmak, baştan çıkarmak, savrulmak, düşük tutkuyla ilham vermek, arzular/hayaller • Naziat suresi 46 ayettir; bu 40. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).