Sana enfalı soruyorlar. De ki: "Enfal, Allah ve Resul'ü içindir. Eğer Mü'min iseniz Allah'a karşı takva sahibi olun, birbirinizin arasını düzeltin, Allah'a ve Resul'üne itaat edin.
Enfal 8:1يَسْـَٔلُونَكَ عَنِ الْاَنْفَالِۜ قُلِ الْاَنْفَالُ لِلّٰهِ وَالرَّسُولِۚ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاَصْلِحُوا ذَاتَ بَيْنِكُمْۖ وَاَط۪يعُوا اللّٰهَ وَرَسُولَهُٓ اِنْ كُنْتُمْ مُؤْمِن۪ينَ • Yes'eluneke anil enfal, kulil enfalu lillahi ver resul, fettekullahe ve aslihu zate beynikum ve etiullahe ve resulehu in kuntum mu'minin. • Meal: Sana enfalı[1] soruyorlar. De ki: "Enfal, Allah ve Resul'ü içindir. Eğer Mü'min iseniz Allah'a karşı takva[2] sahibi olun, birbirinizin arasını düzeltin, Allah'a ve Resul'üne itaat edin. • Dipnot 1: Takva, korunmak demektir. Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak fucur, günah, kötü, zararlı ve tehlikeli şeylere karşı kendisini korumak ve güvene almaktır. Takva, kelime anlamı olarak zarar verecek şey ile korunacak şey arasına konan engel demektir. Muttaki: Takva sahibi olan. Takva "Fucur"un karşıtıdır (Bkz. 38:28; 91:8). Facir, fütursuzca günaha dalan, Hakk'tan Batıl'a sapan kimse demektir. • Dipnot 2: Enfal; nfl (nafile) kökünden gelmektedir. Mastar olarak; karşılıksız vermek, bağışta bulunmak anlamına gelmektedir. Nafile; zorunlu yapılması gereken bir şeye, ayrıca gönüllü olarak fazladan ilave yapmak demektir. Savaşta elde edilen ganimetler, savaşın değeri/önemi yanında, ancak nafile türünden bir öneme sahiptir. Bu kavramla yapılan vurgu; savaşın, ganimet için değil cihat maksadıyla yapıldığınadır. Kelime olarak, Türkçe'de "boş" anlamında kullanılan "nafileyi," Kur'an yukarıda verilen anlamda kullanmaktadır. • Kelime kelime: يَسْـَٔلُونَكَ yeseluneke sana sorarlar · عَنِ ani -den · ٱلْأَنفَالِ ۖ l-enfali ganimetler- · قُلِ kuli de ki · ٱلْأَنفَالُ l-enfalu ganimetler · لِلَّهِ lillahi Allah'ındır · وَٱلرَّسُولِ ۖ ve rrasuli ve Elçi(si)nindir · فَٱتَّقُوا۟ fetteku korkun · ٱللَّهَ llahe Allah'tan · وَأَصْلِحُوا۟ ve eslihu ve düzeltin · ذَاتَ zate hali · بَيْنِكُمْ ۖ beynikum aranızdaki · وَأَطِيعُوا۟ ve etiu ita'at edin · ٱللَّهَ llahe Allah'a · وَرَسُولَهُۥٓ ve rasulehu ve Elçisine · إِن in eğer · كُنتُم kuntum siz (gerçekten) iseniz · مُّؤْمِنِينَ mu'minine inananlar • سال (sAl) kökü: akmak, dökülmek, sızmak, akıtmak, soruşturmak, sormak, dilenmek • نفل (nfl) kökü: Hediye vermek, armağan, gönüllü hediye, katılım/ekleme, orijinalin ötesinde olan bir şey, zorunlu olanın ötesinde bir eylem • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • صلح (SlH) kökü: doğru/iyi/dürüst/sağlam/erdemli olmak, uygun olmak. aslaha - bir şeyi düzeltmek, reform etmek, iyi yapmak. saalihaat - iyi işler, uygun ve uygun eylemler, düzeltmeye yönelik iş yapmak. aslaha (vb. 4) - bütün sağlam… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • طوع (TwE) kökü: itaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak. • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • Enfal suresi 75 ayettir; bu 1. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).