Ey İman Edenler! Eğer Allah için takvalı olursanız; O, size bir Furkan verir, kötülüklerinize kafirlik eder ve sizi bağışlar. Allah, Büyük Fazl Sahibidir.
Enfal 8:29يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ تَتَّقُوا اللّٰهَ يَجْعَلْ لَكُمْ فُرْقَاناً وَيُكَفِّرْ عَنْكُمْ سَيِّـَٔاتِكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْۜ وَاللّٰهُ ذُوالْفَضْلِ الْعَظ۪يمِ • Ya eyyuhellezine amenu in tettekullahe yec'al lekum furkanen ve yukeffir ankum seyyiatikum ve yagfir lekum, vallahu zul fadlil azim. • Meal: Ey İman Edenler! Eğer Allah için takvalı olursanız; O, size bir Furkan[1] verir, kötülüklerinize kafirlik eder[2] ve sizi bağışlar. Allah, Büyük Fazl[3] Sahibidir. • Dipnot 1: Doğruyu yanlıştan, Hakk'ı Batıl'dan ayırt etme ölçüsü, anlayışı. • Dipnot 2: Üstünlük, lütuf, ihsan, ikram, cömertlik, hayır, iyilik. • Dipnot 3: Kötülüklerinizi örter, yok sayar. • Kelime kelime: يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey · ٱلَّذِينَ ellezine kimseler · ءَامَنُوٓا۟ amenu inanan(lar) · إِن in eğer · تَتَّقُوا۟ tetteku korkarsanız · ٱللَّهَ llahe Allah'tan · يَجْعَل yec'al O verir · لَّكُمْ lekum size · فُرْقَانًۭا furkanen iyi ile kötüyü ayırdedici bir anlayış · وَيُكَفِّرْ ve yukeffir ve örter · عَنكُمْ ankum sizin · سَيِّـَٔاتِكُمْ seyyiatikum kötülüklerinizi · وَيَغْفِرْ ve yegfir ve bağışlar · لَكُمْ ۗ lekum sizi · وَٱللَّهُ vallahu Allah · ذُو zu sahibidir · ٱلْفَضْلِ l-fedli lutuf · ٱلْعَظِيمِ l-azimi büyük • امن (Amn) kökü: güvenli, sağlam, emin, emniyette olmak veya hissetmek; güvenlik/emniyet/selamet/güven durumu, güven, emanet; Kalpte/zihinde sessiz, sakin, huzurlu, dingin olmak; kötülük beklentisinden özgür olmak; veya beğenilmeyen bir… • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • جعل (jEl) kökü: yapmak, kılmak, oluşturmak, etmek, bir şeyi belirlemek, yaratmak, dönüştürmek, tayin etmek, yerleştirmek, sağlamak • فرق (frq) kökü: Ayırmak/ayırt etmek/bölmek/ikiye ayırmak/karar vermek. Farqun - ayırt etme veya ayırma eylemi. Fariq - ayıran, ayrım yapan. Firqun - ayrı parça, yığın. Firqatun - insan topluluğu. Fariqun - parça/bölüm, bazı taraf veya… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • سوا (swA) kökü: eşit, düz, beraber, denk, aynı, birlikte, eşit olmak, düzleşmek • غفر (gfr) kökü: korumak, örtmek, gizlemek, siper etmek, miğfer, affetmek, bağışlamak, koruma/af dilemek • فضل (fDl) kökü: üstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmek • عظم (EZm) kökü: büyük, önemli, büyük, dikkate almak, onur, muazzam, görkemli, önemli bir kişi, Her Şeye Kadir, Her Şeye Kadir, elim, cömert/bol, büyütmek/artırmak. hayretler uyandırmak - büyük hale getirmek • Enfal suresi 75 ayettir; bu 29. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).