Akıl Kuran (akilkuran.com)

Enfal Suresi 31. Ayet Meali

Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, "Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler.

Enfal 8:31 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, "Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, ev…
Enfal 8:31
وَاِذَا تُتْلٰى عَلَيْهِمْ اٰيَاتُنَا قَالُوا قَدْ سَمِعْنَا لَوْ نَشَٓاءُ لَقُلْنَا مِثْلَ هٰذَٓاۙ اِنْ هٰذَٓا اِلَّٓا اَسَاط۪يرُ الْاَوَّل۪ينَ • Ve iza tutla aleyhim ayatuna kalu kad semi'na lev neşau le kulna misle haza in haza illa esatirul evvelin. • Meal: Onlara, ayetlerimiz okunduğu zaman, "Evet, biz bunu duyduk, dilersek biz de onun benzerini söyleriz; bu, evvelkilerin masallarından başka bir şey değildir." dediler. • Kelime kelime: وَإِذَا ve iza zaman · تُتْلَىٰ tutla okunduğu · عَلَيْهِمْ aleyhim onlara · ءَايَـٰتُنَا ayatuna ayetlerimiz · قَالُوا۟ kalu dediler · قَدْ kad muhakkak · سَمِعْنَا semia'na İşittik · لَوْ lev şayet · نَشَآءُ neşa'u istesek · لَقُلْنَا lekulna biz de söyleriz · مِثْلَ misle gibisini · هَـٰذَآ ۙ haza bunun · إِنْ in · هَـٰذَآ haza bu · إِلَّآ illa ancak · أَسَـٰطِيرُ esatiru masallarındandır · ٱلْأَوَّلِينَ l-evveline evvelkilerin • تلو (tlw) kökü: Takip etmek, arkasından yürümek, taklit etmek, peşinden gitmek, ardışık. Okumak, ezberden okumak, dikkatle incelemek, prova yapmak, beyan etmek, derin düşünmek. • ايي (Ayy) kökü: İmza, belirgin işaret, alamet, iz, im, damga, gösterge, mesaj, kanıt, ispat, mucize, iletişim, Kuran-ı Kerim ayeti. Tam olarak, normalde pek belirgin olmayan bir şey üzerindeki herhangi belirgin bir şeyi ifade eder… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • شيا ($yA) kökü: irade etmek / dilemek, planlamak, var etmek, meydana getirmek - şey/eşya, herhangi bir mesele, bir şey, istenen veya dilenen, zerre, herhangi bir kapsam. Doğrudan nesnel bir durum söz konusu olduğunda \"azıcık\"… • مثل (mvl) kökü: Dik durmak, hadım etmek veya iğdiş etmek (özellikle koyun veya keçi için), bir şeyi kurmak, benzemek veya taklit etmek gibi görünmek, bir atasözünü uygulamak, bir şeyi atasözü olarak uygulamak, neredeyse sağlıklı veya… • سطر (sTr) kökü: Satır, çizgi çekmek, yazı yazmak, dizmek, sıralamak, bir çizgi üzerine düzenlemek, yatay olarak sıralanmış şeyler • اول (Awl) kökü: ilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç • Enfal suresi 75 ayettir; bu 31. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).