Şayet görüp tanıklık etseydin eğer! Melekler, Kafirlerin canlarını alırken, yüzlerine ve sırtlarına vuruyorlar ve "Kavurucu azabı tadın." diyorlar.
Enfal 8:50وَلَوْ تَرٰٓى اِذْ يَتَوَفَّى الَّذ۪ينَ كَفَرُواۙ الْمَلٰٓئِكَةُ يَضْرِبُونَ وُجُوهَهُمْ وَاَدْبَارَهُمْۚ وَذُوقُوا عَذَابَ الْحَر۪يقِ • Ve lev tera iz yeteveffellezine keferul melaiketu yadrıbune vucuhehum ve edbarehum, ve zuku azabel harik. • Meal: Şayet görüp tanıklık etseydin[1] eğer! Melekler, Kafirlerin canlarını alırken, yüzlerine ve sırtlarına vuruyorlar[2] ve "Kavurucu azabı tadın." diyorlar. • Dipnot 1: Edatı geçmiş zamanı şimdiki zamana çevirmektedir. Dolayısı ile anlam "şayet görüp müşahede etseydin" şeklinde olmaktadır. • Dipnot 2: Savaşa, tıpkı onların Müslümanlara önden ve arkadan vurdukları gibi melekler de önden ve arkadan onlara vurarak canlarını alıyorlar. • Kelime kelime: وَلَوْ velev ve keşke · تَرَىٰٓ tera görseydin · إِذْ iz · يَتَوَفَّى yeteveffa canlarını alırken · ٱلَّذِينَ ellezine kimseleri · كَفَرُوا۟ ۙ keferu o inkar eden(leri) · ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ l-melaiketu Melekler · يَضْرِبُونَ yedribune vuruyorlar · وُجُوهَهُمْ vucuhehum yüzlerine · وَأَدْبَـٰرَهُمْ ve edbarahum ve kıçlarına · وَذُوقُوا۟ vezuku haydi tadın · عَذَابَ azabe azabını · ٱلْحَرِيقِ l-hariki yangın • راي (rAy) kökü: görmek/düşünmek/tutmak, görüşüne göre, algılamak, yargılamak, değerlendirmek, bilmek. ara'itaka / ara'itakum - bana söyle sen/siz (kişi zamiri Kaf vurgu için eklenmiştir ve anlama katkısı olmayan bir fazlalık değildir)… • وفي (wfy) kökü: Sona ermek, sözünü tutmak, taahhüdünü yerine getirmek, borcunu ödemek, verdiği sözü tutmak. Tawaffa - ölmek. Wafaat - ölüm. • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • ملك (mlk) kökü: Hükmetmek/emretmek/saltanat sürmek, muktedir olmak/yapabilmek, kontrol etmek, güç/yetki/otorite, kral/hükümdar, krallık/hükümdarlık. • ضرب (Drb) kökü: İyileştirmek, vurmak, örnek olarak öne sürmek, bir mesel/örnek vermek, gitmek, yolculuk yapmak, seyahat etmek, karıştırmak, kaçınmak, uzaklaştırmak, örtmek, kapatmak, belirtmek/beyan etmek/ifade etmek, öne sürmek… • وجه (wjh) kökü: Yüzleşmek/karşılaşmak/yüz yüze gelmek, yüz, irade, takip edilen amaç/hedef, gidilen/bakılan yer/yön, bir şeyin yolu, değerlendirme/saygı. • دبر (dbr) kökü: Arkasını dönmek, kaçmak, peşinden gitmek, arkada olmak, yaşlanmak, bir şeyi almak/götürmek, batı rüzgarına doğru yönelmek, (gün, gece) geçmek, saygıyla takip etmek. • ذوق (pwq) kökü: Tadmak, tatmak, tat, zevk, hoşa giden şey, beğeni, damak tadı, keyif, hoşlanmak, zevk almak, haz duymak, estetik duygu • عذب (Epb) kökü: cezalandırma, azarlamak, ceza, işkence, acı, eziyet, sıkıntı, ağır ceza, kaçınmak/vazgeçmek, bir haktan vazgeçmek, feragat etmek, çıkmak, engel olmak zorluk çıkarmak. Bir şey inkar etmek, biri tarafından konulan engel… • حرق (Hrq) kökü: Ateşe çekerek yakmak, kavurmak. Bir şeyi törpülemek, bir şeyin bir parçasını diğeriyle sürtmek, (dişleri) gıcırdatmak, dişleri gıcırdatarak gıcırtılı ses çıkarmak, son lokmasına kadar yemek, huyu kötü olmak, bir şeyin… • Enfal suresi 75 ayettir; bu 50. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).