Ve onların kalplerini uzlaştırdı. Eğer yeryüzündeki her şeyi infak etseydin yine de onların kalplerini kaynaştıramazdın. Fakat Allah, onları kaynaştırdı. Kuşkusuz O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir.
Enfal 8:63وَاَلَّفَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْۜ لَوْ اَنْفَقْتَ مَا فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاً مَٓا اَلَّفْتَ بَيْنَ قُلُوبِهِمْ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ اَلَّفَ بَيْنَهُمْۜ اِنَّهُ عَز۪يزٌ حَك۪يمٌ • Ve ellefe beyne kulubihim, lev enfakte ma fil ardı cemian ma ellefte beyne kulubihim ve lakinnallahe ellefe beynehum, innehu azizun hakim. • Meal: Ve onların kalplerini uzlaştırdı. Eğer yeryüzündeki her şeyi infak[1] etseydin yine de onların kalplerini kaynaştıramazdın. Fakat Allah, onları kaynaştırdı. Kuşkusuz O, Mutlak Üstün Olan'dır, En İyi Hüküm Veren'dir. • Dipnot 1: Harcasaydın. Yardım olarak verseydin. • Kelime kelime: وَأَلَّفَ ve ellefe ve uzlaştırdı · بَيْنَ beyne arasını · قُلُوبِهِمْ ۚ kulubihim onların kalblerinin · لَوْ lev şayet · أَنفَقْتَ enfekte sen verseydin · مَا ma · فِى fi bulunan · ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzünde · جَمِيعًۭا cemian herşeyi · مَّآ ma · أَلَّفْتَ ellefte yine de uzlaştıramazdın · بَيْنَ beyne arasını · قُلُوبِهِمْ kulubihim onların kalblerinin · وَلَـٰكِنَّ velakinne fakat · ٱللَّهَ llahe Allah · أَلَّفَ ellefe uzlaştırdı · بَيْنَهُمْ ۚ beynehum onların arasını · إِنَّهُۥ innehu çünkü O · عَزِيزٌ azizun daima üstündür · حَكِيمٌۭ hakimun hüküm ve hikmet sahibidir • الف (Alf) kökü: Bir şeye bağlı kalmak, sık sık ziyaret etmek, alışkanlıkla başvurmak, bir şeye aşina olmak veya alışmak, sosyal/arkadaşça/dostça olmak, sevmek/onaylamak/dostane olmak, korumak/güvence altına almak, güvenlikten… • بين (byn) kökü: Bir şeyden ayrılmak, kopmak veya ayrı olmak; ayrılmış veya belirgin olmak; basit, açık, bariz, birbirinden ayırt edilebilir olmak; bütünle ayrılma ve birleşme; ortaya çıkmak, iki şey (örneğin, toprak) arasındaki ayrılma… • قلب (qlb) kökü: kalp, gönül, değişme, dönme, tersine çevirme, yön değiştirme, kalbin hali, karara dönüşme. Türkçe'ye geçen türevler: inkılap (münkalip), kalpazan, kılaptan, kulp • نفق (nfq) kökü: satılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek. • ارض (ArD) kökü: yer, yeryüzü, ülke, toprak. En, genişlik. Dönmek, yeşerip dal budak sarmak. Verimli, bereketli, üretken, bitki yönünden bol arazi. İnişli çıkışlı hareket için yer. Oyalanmak, beklemek, ummak, sabırlı olmak. Cennetin… • جمع (jmE) kökü: Toplamak veya bir araya getirmek, birleştirmek, toplanmak veya bir araya gelmek, birleşmek veya bağlanmak veya bağlantı kurmak, birlik durumuna getirmek, uzlaştırmak veya barıştırmak, bir şey giymek [giysi]… • عزز (Ezz) kökü: güçlü/kudretli/kuvvetli, soylu/onurlu/şanlı, direndi/dayandı, yenilmez, alt etmek (örn. tartışmada), yüceltmek, galip gelmek, çok saygı duyulan, değerli, ihtişam, kibir, mükemmel, gururlu ve sert tavır, katı/sert • حكم (Hkm) kökü: Engellemek, yetki kullanmak, emir vermek, hüküm vermek, yargılamak, bilge olmak. Bir kişiyi kötü veya yozlaşmış bir şekilde davranmaktan alıkoymak/engellemek/men etmek, yargılamak veya hüküm vermek, karar vermek, adli… • Enfal suresi 75 ayettir; bu 63. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).