Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti. Çünkü sizde bir zayıflık olduğunu bilmektedir. Yine de, eğer sizden sabırlı yüz kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelir. Eğer sizden bin kişi olursa Allah'ın izni ile iki bin kişiye galip gelir. Allah, sabredenlerle beraberdir.
Enfal 8:66اَلْـٰٔنَ خَفَّفَ اللّٰهُ عَنْكُمْ وَعَلِمَ اَنَّ ف۪يكُمْ ضَعْفاًۜ فَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ مِائَةٌ صَابِرَةٌ يَغْلِبُوا مِائَتَيْنِۚ وَاِنْ يَكُنْ مِنْكُمْ اَلْفٌ يَغْلِبُٓوا اَلْفَيْنِ بِاِذْنِ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ مَعَ الصَّابِر۪ينَ • El'ane haffefallahu ankum ve alime enne fikum da'fa, fe in yekun minkum mietun sabiretun yaglibu mieteyn, ve in yekun minkum elfun yaglibu elfeyni bi iznillah, vallahu meas sabirin. • Meal: Şimdi Allah, yükünüzü hafifletti. Çünkü sizde bir zayıflık olduğunu bilmektedir. Yine de, eğer sizden sabırlı yüz kişi bulunursa iki yüz kişiye galip gelir. Eğer sizden bin kişi olursa Allah'ın izni ile[1] iki bin kişiye galip gelir. Allah, sabredenlerle beraberdir. • Dipnot 1: "Allah'ın izni ile" terkibi, "Allah'ın belirlediği ilke ve kurallarının belirleyici olması, Allah'ın bilgisi ve onayı anlamlarına gelmektedir. • Kelime kelime: ٱلْـَٔـٰنَ el-ane şimdi · خَفَّفَ haffefe hafifletti · ٱللَّهُ llahu Allah · عَنكُمْ ankum sizden · وَعَلِمَ ve alime ve bildi · أَنَّ enne · فِيكُمْ fikum sizde bulunduğunu · ضَعْفًۭا ۚ dea'fen zayıflık · فَإِن fein bundan böyle · يَكُن yekun olsa · مِّنكُم minkum sizden · مِّا۟ئَةٌۭ miaetun yüz (kişi) · صَابِرَةٌۭ sabiratun sabreden · يَغْلِبُوا۟ yeglibu yenerler · مِا۟ئَتَيْنِ ۚ miaeteyni iki yüz(kafir)i · وَإِن ve in ve eğer · يَكُن yekun olsa · مِّنكُمْ minkum sizden · أَلْفٌۭ elfun bin (kişi) · يَغْلِبُوٓا۟ yeglibu yenerler · أَلْفَيْنِ elfeyni iki bin(kafir)i · بِإِذْنِ biizni izniyle · ٱللَّهِ ۗ llahi Allah'ın · وَٱللَّهُ vallahu Allah · مَعَ mea beraberdir · ٱلصَّـٰبِرِينَ s-sabirine sabredenlerle • خفف (xff) kökü: Hafif kilolu olmak (vücut veya madde olarak), değer olarak hafif veya önemsiz olmak, canlı/aktif/çevik/hazır ve hızlı olmak, iş/hizmette itaatkar ve boyun eğen olmak, acele etmek, çabucak ayrılmak veya yolculuk yapmak… • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • ضعف (DEf) kökü: Zayıf/güçsüz/hasta olmak. Bir kişiyi zayıf düşünmek, saymak, davranmak veya görmek. Aşmak, iki kat, çok katlı, ikiye katlamak, üçe katlamak, çoklu kelimeler. Benzer, eşit miktar veya bir o kadar daha. • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • ماي (mAy) kökü: Yüz (100) • صبر (Sbr) kökü: direnmek, dayanmak, bağlamak, sabırlı veya kararlı olmak, sabırla dayanmak, mantık ve emirlere kararlılıkla bağlı kalmak, mantık ve yasaların yasakladığı şeylerden kendini alıkoymak, üzüntü, huzursuzluk ve sabırsızlığı… • غلب (glb) kökü: Üstesinden geldi, fethetti, boyun eğdirdi, hâkim oldu, aştı, güç veya kuvvette üstün oldu, zafer kazandı. aghlabu - ağaçlarla kaplı (sık), ghulban - bereketli, verimli. • الف (Alf) kökü: Bir şeye bağlı kalmak, sık sık ziyaret etmek, alışkanlıkla başvurmak, bir şeye aşina olmak veya alışmak, sosyal/arkadaşça/dostça olmak, sevmek/onaylamak/dostane olmak, korumak/güvence altına almak, güvenlikten… • اذن (Apn) kökü: kulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret • Enfal suresi 75 ayettir; bu 66. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).