Onların mallarından sadaka al; bununla onları temizleyip arındırırsın. Ve onlara salli ol, kuşkusuz senin salatın onlara dinginlik verir. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir.
Tevbe 9:103خُذْ مِنْ اَمْوَالِهِمْ صَدَقَةً تُطَهِّرُهُمْ وَتُزَكّ۪يهِمْ بِهَا وَصَلِّ عَلَيْهِمْۜ اِنَّ صَلٰوتَكَ سَكَنٌ لَهُمْۜ وَاللّٰهُ سَم۪يعٌ عَل۪يمٌ • Huz min emvalihim sadakaten tutahhiruhum ve tuzekkihim biha ve salli aleyhim, inne salateke sekenun lehum, vallahu semiun alim. • Meal: Onların mallarından sadaka al; bununla onları temizleyip arındırırsın. Ve onlara salli[1] ol, kuşkusuz senin salatın onlara dinginlik verir. Allah, Her Şeyi Duyan'dır, Her Şeyi Bilen'dir. • Dipnot 1: Destek ol, ilgi ve yakınlık göster. • Kelime kelime: خُذْ huz al · مِنْ min · أَمْوَٰلِهِمْ emvalihim onların mallarından · صَدَقَةًۭ sadekaten bir sadaka · تُطَهِّرُهُمْ tutahhiruhum kendilerini temizleyeceğin · وَتُزَكِّيهِم ve tuzekkihim ve yücelteceğin · بِهَا biha onunla · وَصَلِّ ve salli ve salat et · عَلَيْهِمْ ۖ aleyhim onlara · إِنَّ inne çünkü · صَلَوٰتَكَ salateke senin du'an · سَكَنٌۭ sekenun huzur verir · لَّهُمْ ۗ lehum onlara · وَٱللَّهُ vallahu ve Allah · سَمِيعٌ semiun işitendir · عَلِيمٌ alimun bilendir • اخذ (Axp) kökü: eline almak, almak/edinmek, türetilmek/çıkarılmak/kabul edilmek, kabul etmek, bir anlaşmayı kabul etmek, etkilenmek/etkilendirilmek, ezici etki, esir almak, üstünlük kazanmak/öldürmek/yok etmek, büyülemek/cezbetmek • مول (mwl) kökü: Zenginliğe sahip olmak, bol miktarda mülk sahibi olmak. • صدق (Sdq) kökü: doğru olmak, gerçek, samimi olmak, gerçeği söylemek, başkasının söylediği şeyin doğruluğunu teyit etmek veya onaylamak, doğrulamak, sözünde durmak, bir sözü sadakatle yerine getirmek, yerine getirmek, doğru sözlü… • طهر (Thr) kökü: Temiz/saf olmak veya olmaya başlamak, kirden arınmak, uzak/mesafeli hale getirmek, temizlemek/yıkamak/arındırmak, sakınmak, kendini uzaklaştırmak, temizlemek/arındırmak, abdest almak. • زكو (zkw) kökü: Arttı/çoğaldı, gelişti/iyi büyüdü/gelişti/serpildi ve meyve verdi, saf/temiz oldu/hale geldi, arınma/temizlenme, iyilik/doğruluk, bolluk içinde/rahat/yumuşak/narin bir yaşam sürmek, iyi/doğru bir duruma/koşula sokmak… • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • سكن (skn) kökü: Sakin olmak, durgun olmak, hareketsiz kalmak, dinmek, yatışmak, sükûnet bulmak, yerleşmek, oturmak, ikamet etmek, yuva kurmak, huzur bulmak, sessizleşmek • سمع (smE) kökü: duymak, işitmek, kulak vermek, işitme gücü, ses duyma, fark etme, dinlemek, anlamak • علم (Elm) kökü: İşaretlemek / imzalamak / ayırt etmek, yaratılmışlar / varlıklar, dünya, bilim / öğrenme / bilgi / enformasyon, farkındalık / bilmek. Dünyanın ve yarattıklarının üzerindeki belirtilerden dolayı Yaratanı bilmek. alim… • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 103. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).