Orada asla durma, ilk yapıldığında takva üzere yapılan mescit, içinde bulunmaya daha layıktır. Orada arınmayı seven kişiler vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever.
Tevbe 9:108لَا تَقُمْ ف۪يهِ اَبَداًۜ لَمَسْجِدٌ اُسِّسَ عَلَى التَّقْوٰى مِنْ اَوَّلِ يَوْمٍ اَحَقُّ اَنْ تَقُومَ ف۪يهِۜ ف۪يهِ رِجَالٌ يُحِبُّونَ اَنْ يَتَطَهَّرُواۜ وَاللّٰهُ يُحِبُّ الْمُطَّهِّر۪ينَ • La tekum fihi ebeda, le mescidun ussise alet takva min evveli yevmin ehakku en tekume fih, fihi ricalun yuhıbbune en yetetahheru, vallahu yuhıbbul muttahhirin. • Meal: Orada asla durma,[1] ilk yapıldığında takva üzere yapılan mescit, içinde bulunmaya daha layıktır. Orada arınmayı seven kişiler vardır. Allah, arınmak isteyenleri sever. • Dipnot 1: Onların mescitlerinde (Mescid-i Dırar) namaz kılma, asla oralarda bulunma. • Kelime kelime: لَا la · تَقُمْ tekum durma · فِيهِ fihi orada · أَبَدًۭا ۚ ebeden asla · لَّمَسْجِدٌ lemescidun mescid (ise) · أُسِّسَ ussise kurulan · عَلَى ala üzere · ٱلتَّقْوَىٰ t-tekva takva · مِنْ min · أَوَّلِ evveli ilk · يَوْمٍ yevmin günden · أَحَقُّ ehakku elbette daha uygundur · أَن en · تَقُومَ tekume durman · فِيهِ ۚ fihi içinde · فِيهِ fihi onda vardır · رِجَالٌۭ ricalun erkekler · يُحِبُّونَ yuhibbune seven · أَن en · يَتَطَهَّرُوا۟ ۚ yetetahheru temizlenmeyi · وَٱللَّهُ vallahu ve Allah · يُحِبُّ yuhibbu sever · ٱلْمُطَّهِّرِينَ l-muttahhirine temizlenenleri • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • ابد (Abd) kökü: Kalmak, ikamet etmek, sürekli/kalıcı olarak oturmak, devamlı kılmak, zaman (mutlak anlamda), uzun süre, sonsuz/ebedi/sonsuza dek, sınırsız/bölünemez, kalıcı/daimi, asosyal/yabancı, asla (olumsuz yapıda kullanıldığında) • سجد (sjd) kökü: Secde etmek, boyun eğmek, itaat etmek, saygıyla eğilmek • اسس (Ass) kökü: Temel atmak • وقي (wqy) kökü: korumak, kurtarmak, muhafaza etmek, uzak tutmak, kötülükten ve felaketten korunmak, güvende olmak, kalkan olarak kabul etmek, görev saymak. muttaki - kötülükten ve insanlara ve Allah'a karşı görevini ihlal eden… • اول (Awl) kökü: ilk, birinci, önce, evvel, baş, önceki, ön, başlangıç • يوم (ywm) kökü: Gün, dönem, periyot, zaman, bugün, bu / şu gün, çağ/zaman periyodu, güneşin belli bir noktaya kadar yükseliş süreci, kaza veya olay.. Türkçe’ye girmiş türevler : yevm, eyyam, eyyamcı, yevmiye, yevmiyeci • حقق (Hqq) kökü: Adaletin, bilgeliğin, gerçeğin, doğrunun veya gerçekliğin gerekliliklerine uygun olmak, adil/uygun/doğru/yerinde olmak, özgün/hakiki/sağlam/geçerli/esaslı/gerçek olmak, ayrıca… • رجل (rjl) kökü: Yürümek, ayakla itmek, yürümek, ayaklarından bağlamak, (dişinin) yavrusunu emzirmesine izin vermek, (saç) kıvırcık olmak, annesiyle serbest bırakmak. Rajjala - birini rahatlatmak, saç taramak, mühlet vermek. Tarajjala… • حبب (Hbb) kökü: Sevilmek/sevilen olmak, etkilenmek/hoşlanılmak/onaylanmak, sevgi objesi olmak, sevimli/hoş/çekici olmak, bir şeyden zevk almak, hareketsiz durmak veya duraklamak, yorgun/bitkin olmak, bir şeyi başka bir şeye… • طهر (Thr) kökü: Temiz/saf olmak veya olmaya başlamak, kirden arınmak, uzak/mesafeli hale getirmek, temizlemek/yıkamak/arındırmak, sakınmak, kendini uzaklaştırmak, temizlemek/arındırmak, abdest almak. • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 108. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).