Eğer çıkmak isteselerdi, elbette bunun için hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, onların davranışlarını kötü gördü de kendilerini alıkoydu ve onlara: "Oturanlarla beraber siz de oturun." denildi.
Tevbe 9:46وَلَوْ اَرَادُوا الْخُرُوجَ لَاَعَدُّوا لَهُ عُدَّةً وَلٰكِنْ كَرِهَ اللّٰهُ انْبِعَاثَهُمْ فَثَبَّطَهُمْ وَق۪يلَ اقْعُدُوا مَعَ الْقَاعِد۪ينَ • Ve lev eradul huruce le eaddu lehu uddeten ve lakin kerihallahunbiasehum fe sebbetahum ve kilak'udu meal kaidin . • Meal: Eğer çıkmak isteselerdi, elbette bunun için hazırlık yaparlardı. Ancak Allah, onların davranışlarını kötü gördü de kendilerini alıkoydu ve onlara: "Oturanlarla beraber siz de oturun." denildi. • Kelime kelime: وَلَوْ velev ve eğer · أَرَادُوا۟ eradu isteselerdi · ٱلْخُرُوجَ l-huruce çıkmak · لَأَعَدُّوا۟ leeaddu yaparladı · لَهُۥ lehu onun için · عُدَّةًۭ uddeten bir hazırlık · وَلَـٰكِن velakin fakat · كَرِهَ kerihe hoşlanmadı · ٱللَّهُ llahu Allah · ٱنۢبِعَاثَهُمْ nbiaasehum davranışlarından · فَثَبَّطَهُمْ fesebbetahum ve onları durdurdu · وَقِيلَ ve kile ve denildi · ٱقْعُدُوا۟ k'udu oturun · مَعَ mea beraber · ٱلْقَـٰعِدِينَ l-kaidine oturanlarla • رود (rwd) kökü: aramak, bir şeyi nazikçe istemek, (yiyecek için) araştırmak, otlakta gidip gelmek, etrafında dolaşmak. iradatun - irade, özgür irade. mirwad - makaranın aksı. rawada - özlemek, arzu etmek, baştan çıkarmak, kandırmak… • خرج (xrj) kökü: Çıkmak, ileri gitmek, ayrılmak, kaçınmak/kaçmak/kurtulmak, terk etmek/vazgeçmek, isyan etmek, müstehcen veya edepsiz olmak, göze çarpan, açık olmak (bulutlu değil açık gökyüzü gibi), çözmek/açıklamak/yorumlamak… • عدد (Edd) kökü: Saymak, numaralandırmak, hesaplamak, nüfus sayımı yapmak. Addun - sayı, hesaplama, belirlenmiş sayı. Adadun - sayı. İddatun - sayı, belirlenmiş süre, sayma, saymak, boşanmış veya dul kalmış bir kadının yeniden… • كره (krh) kökü: Zor bulmak, hoşlanmamak, onaylamamak, tiksinti duymak, isteksiz olmak, tiksinmek, nefret etmek, iğrenmek, nefret etmek, isteksiz olmak • بعث (bEv) kökü: Göndermek, yollamak, diriltmek, uyandırmak, yeniden canlandırmak, harekete geçirmek, tahrik etmek, yola çıkarmak, yola koymak, dirilmek, uyanmak, ayaklanmak, gönderilmek • ثبط (vbT) kökü: Birisini durdurmak, alıkoymak, engellemek/önlemek/saptırmak, engel koymak, dinlendirmeden tutmak, geride kalmak, tembelleştirmek/yavaşlatmak/ağırlaştırmak/aptallaştırmak (örneğin eylemde). • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • قعد (qEd) kökü: Oturmak, geride kalmak, geri tutmak, oyalanmak, pusu kurmak, hareketsiz oturmak, yerinde kalmak, vazgeçmek, sakınmak, geri durmak, tuzak kurmak, tuzak hazırlamak, ihmal etmek, oturma eylemi, temel/baz, çocuk doğurma… • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 46. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).