Onlardan kimi de: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme." der. İyi bilmiş ol ki, onlar, fitneye düşmüşlerdir. Cehennem onları kuşatacaktır.
Tevbe 9:49وَمِنْهُمْ مَنْ يَقُولُ ائْذَنْ ل۪ي وَلَا تَفْتِنّ۪يۜ اَلَا فِي الْفِتْنَةِ سَقَطُواۜ وَاِنَّ جَهَنَّمَ لَمُح۪يطَةٌ بِالْكَافِر۪ينَ • Ve minhum men yekulu'zen li ve la teftinni, e la fil fitneti sekatu, ve inne cehenneme le muhitatun bil kafirin. • Meal: Onlardan kimi de: "Bana izin ver, beni fitneye düşürme.[1]" der. İyi bilmiş ol ki, onlar, fitneye düşmüşlerdir. Cehennem onları kuşatacaktır. • Dipnot 1: Sıkıntı ve belayla samimiyet sınavına tabi tutma. • Kelime kelime: وَمِنْهُم ve minhum ve içlerinden · مَّن men kimseler · يَقُولُ yekulu derler · ٱئْذَن 'zen izin ver · لِّى li bana · وَلَا ve la ve · تَفْتِنِّىٓ ۚ teftinni beni fitneye düşürme · أَلَا ela iyi bilinki · فِى fi · ٱلْفِتْنَةِ l-fitneti onlar zaten fitneye · سَقَطُوا۟ ۗ sekatu düşmüşlerdir · وَإِنَّ ve inne ve şüphesiz · جَهَنَّمَ cehenneme cehennem · لَمُحِيطَةٌۢ lemuhitatun kuşatacaktır · بِٱلْكَـٰفِرِينَ bil-kafirine kafirleri • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • اذن (Apn) kökü: kulak vermek veya dinlemek, hoşlanmak, izin vermek, emretmek/bildirmek/ilan etmek, kulak, iştah/özlem/hasret • فتن (ftn) kökü: Denemek veya kanıtlamak, zulmetmek, yakmak, denemek, sıkıntıya ve zorluğa sokmak, katletmek, hataya sürüklemek, herhangi bir yolla imandan saptırmak, yanıltmak, görüş ayrılığı veya anlaşmazlık yaratmak, kötülük… • سقط (sqT) kökü: Düşmek, düşürmek, yere serilmek, inmek, alçalmak, değerini yitirmek, çökmek, başarısız olmak, hükümsüz kalmak, iptal olmak, yıkılmak, ölmek, sönmek • حوط (HwT) kökü: Korumak/muhafaza etmek, bir insanı veya şeyi güvende tutmak/korumak/sahiplenmek, bir insanı veya şeyi savunmak, bir insana veya şeye sık sık dikkat göstermek, bir insanın şeylerini gözetmek veya önemsemek, bir insana… • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 49. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).