Akıl Kuran (akilkuran.com)

Tevbe Suresi 53. Ayet Meali

De ki: "İster istekli, ister isteksiz infak edin; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık bir toplum oldunuz."

Tevbe 9:53 — Arapça yazılışı, okunuşu ve meali. De ki: "İster istekli, ister isteksiz infak edin; sizden asla kabul edilmeyecektir.
Tevbe 9:53
قُلْ اَنْفِقُوا طَوْعاً اَوْ كَرْهاً لَنْ يُتَقَبَّلَ مِنْكُمْۜ اِنَّكُمْ كُنْتُمْ قَوْماً فَاسِق۪ينَ • Kul enfiku tav'an ev kerhen len yutekabbele minkum, innekum kuntum kavmen fasikin. • Meal: De ki: "İster istekli, ister isteksiz infak[1] edin; sizden asla kabul edilmeyecektir. Çünkü siz fasık[2] bir toplum oldunuz." • Dipnot 1: Yardım. • Dipnot 2: Bkz. 9:8. ayetin dipnotu. • Kelime kelime: قُلْ kul de ki · أَنفِقُوا۟ enfiku sadaka verin · طَوْعًا tav'an gönüllü · أَوْ ev veya · كَرْهًۭا kerhen gönülsüz · لَّن len · يُتَقَبَّلَ yutekabbele kabul edilmeyecektir · مِنكُمْ ۖ minkum sizden · إِنَّكُمْ innekum çünkü siz · كُنتُمْ kuntum oldunuz · قَوْمًۭا kavmen bir kavim · فَـٰسِقِينَ fasikine yoldan çıkan • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • نفق (nfq) kökü: satılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek. • طوع (TwE) kökü: itaat etmek, izin vermek/onaylamak, itaat, gönüllü olarak yapmak, çaba göstererek bir eylem yapmak. yapabilmek - muktedir olmak, güce sahip olmak, yapabilir durumda olmak. • كره (krh) kökü: Zor bulmak, hoşlanmamak, onaylamamak, tiksinti duymak, isteksiz olmak, tiksinmek, nefret etmek, iğrenmek, nefret etmek, isteksiz olmak • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • كون (kwn) kökü: Olmak, var olmak, vuku bulmak, meydana gelmek, öyle veya böyle (olmak), kaynaklanan. makaan - taraf, yan, mesken, amaç, durum, yol, koşul, şart. makaanatun - yer, yol, amaç, niyet, koşul, şart, yetenek, beceri… • قوم (qwm) kökü: Kıpırdamadan veya sağlam duran, yükselmiş / ayakta, yönetti / yürüttü / sıraya koydu / düzenledi / kurallara bağladı / nezaret etti, kurdu, düz / doğrultmak, korumak / dik tutmak / gözlemlemek / yapmak, insan / topluluk… • فسق (fsq) kökü: İtaatsizlik yapmak, yoldan çıkmak, emre karşı gelmek, ahlaksızca yaşamak, düzensizlik içinde olmak, kötü olmak, ahlaksız olmak, ahlaksızlık yapmak, sapkın olmak, dinsiz olmak, kötülük yapmak. • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 53. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).