İnfaklarının kabul edilmesine engel şey, onların, Allah'a ve Resul'üne karşı küfretmeleri, salata üşene üşene gelmeleri ve istemeyerek infak etmeleridir.
Tevbe 9:54وَمَا مَنَعَهُمْ اَنْ تُقْبَلَ مِنْهُمْ نَفَقَاتُهُمْ اِلَّٓا اَنَّهُمْ كَفَرُوا بِاللّٰهِ وَبِرَسُولِه۪ وَلَا يَأْتُونَ الصَّلٰوةَ اِلَّا وَهُمْ كُسَالٰى وَلَا يُنْفِقُونَ اِلَّا وَهُمْ كَارِهُونَ • Ve ma meneahum en tukbele minhum nefekatuhum illa ennehum keferu billahi ve bi resulihi ve la ye'tunes salate illa ve humkusala ve la yunfikune illa ve hum karihun. • Meal: İnfaklarının[1] kabul edilmesine engel şey, onların, Allah'a ve Resul'üne karşı küfretmeleri[2], salata[3] üşene üşene gelmeleri[4] ve istemeyerek infak etmeleridir. • Dipnot 1: Yardımların. • Dipnot 2: Destek olmaya, yardımlaşma ve dayanışmaya. • Dipnot 3: Nankörlük etmeleri. • Dipnot 4: İsteksizce hareket etmeleri. • Kelime kelime: وَمَا ve ma ve · مَنَعَهُمْ meneahum engel olan · أَن en · تُقْبَلَ tukbele kabul edilmesine · مِنْهُمْ minhum kendilerinden · نَفَقَـٰتُهُمْ nefekatuhum sadakalarının · إِلَّآ illa sadece şudur · أَنَّهُمْ ennehum onların · كَفَرُوا۟ keferu inkar etmeleridir · بِٱللَّهِ billahi Allah'ı · وَبِرَسُولِهِۦ ve birasulihi ve elçisini · وَلَا ve la ve · يَأْتُونَ ye'tune gelmemeleridir · ٱلصَّلَوٰةَ s-salate salata · إِلَّا illa dışında · وَهُمْ vehum onlar · كُسَالَىٰ kusala üşene üşene · وَلَا ve la ve · يُنفِقُونَ yunfikune sadaka vermemeleri · إِلَّا illa dışında · وَهُمْ vehum onlar · كَـٰرِهُونَ karihune istemeye istemeye • منع (mnE) kökü: Engellemek, alıkoymak, durdurmak, önlemek, engelleyici olmak, yasaklamak, reddetmek veya geri çevirmek, aynı zamanda korumak veya savunmak veya muhafaza etmek, tartışmak veya itiraz etmek, direnmek veya dayanmak… • قبل (qbl) kökü: kabul etmek/almak/karşılamak/razı olmak, birisiyle karşılaşmak/buluşmak, karşı koymak/karşılaştırmak/dengelemek/tazmin etmek, ön taraf (12:26), onaylamak, lütfetmek • نفق (nfq) kökü: satılabilir olmak, delikten çıkmak, tükenmiş olmak (mağaza), harcanmış, harcanmış, harcama. Bir girişten imana giren ve başka bir çıkıştan bu inancı terk eden bir münafık gibi, başka bir deliğe girmek. • كفر (kfr) kökü: Gizlemek, örtmek, reddetmek, inanmamak, müteşekkir olmamak, şükran duymamak, nankörlük etmek, tanımamak, inkar, imansız, siyah at, karanlık gece, ekici / çiftçi. Türkçe’ye girmiş türevler : kâfir, küfür, kefere, küffar… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • صلو (Slw) kökü: Hayvanın arka orta bölümü, kuyruğunun çıktığı yer, sırtlamak, desteklemek, uyluklamak, yakından takip etmek, arkasından yürümek/takip etmek, (Musalli > önde giden atı izleyen arkadaki at) bağlı kalmak, söylev, nutuk… • كسل (ksl) kökü: Tembel, aylak, miskin, ağır, isteksiz, uyuşuk olmak. • كره (krh) kökü: Zor bulmak, hoşlanmamak, onaylamamak, tiksinti duymak, isteksiz olmak, tiksinmek, nefret etmek, iğrenmek, nefret etmek, isteksiz olmak • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 54. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).