Ne olurdu! Onlar, Allah'ın ve Resul'ünün verdiklerine razı olsalar ve: "Allah'ın lütfu bize yeter, Allah bize lütfundan yine verir, Resul'ü de. Bizim isteğimiz yalnızca Allah'ın rızasıdır." deselerdi.
Tevbe 9:59وَلَوْ اَنَّهُمْ رَضُوا مَٓا اٰتٰيهُمُ اللّٰهُ وَرَسُولُهُ وَقَالُوا حَسْبُنَا اللّٰهُ سَيُؤْت۪ينَا اللّٰهُ مِنْ فَضْلِه۪ وَرَسُولُهُٓۙ اِنَّٓا اِلَى اللّٰهِ رَاغِبُونَ۟ • Ve lev ennehum radu ma atahumullahu ve resuluhu ve kalu hasbunallahu se yu'tinallahu min fadlihi ve resuluhu inna ilallahi ragıbun. • Meal: Ne olurdu! Onlar, Allah'ın ve Resul'ünün verdiklerine razı olsalar ve: "Allah'ın lütfu[1] bize yeter, Allah bize lütfundan yine verir, Resul'ü de. Bizim isteğimiz yalnızca Allah'ın rızasıdır." deselerdi. • Dipnot 1: Hoşnut edici, dostça davranış, incelik, iyilik. • Kelime kelime: وَلَوْ velev ve şayet · أَنَّهُمْ ennehum onlar · رَضُوا۟ radu razı olsalardı · مَآ ma şeye · ءَاتَىٰهُمُ atahumu kendilerine verdiğine · ٱللَّهُ llahu Allah'ın · وَرَسُولُهُۥ ve rasuluhu ve Elçisinin · وَقَالُوا۟ ve kalu ve deselerdi · حَسْبُنَا hasbuna bize yeter · ٱللَّهُ llahu Allah · سَيُؤْتِينَا seyu'tina yakında bize verecek · ٱللَّهُ llahu Allah · مِن min · فَضْلِهِۦ fedlihi bol lutfundan · وَرَسُولُهُۥٓ ve rasuluhu ve Elçisi de · إِنَّآ inna biz sadece · إِلَى ila · ٱللَّهِ llahi Allah'a · رَٰغِبُونَ ragibune rağbet ederiz • رضو (rDw) kökü: Ondan memnundu/hoşnuttu/tatmin olmuştu; ona iyi niyet veya lütuf ile baktı ya da onu sevdi veya onayladı, seçti/tercih etti, rıza gösterdi, uygun/kabul edilebilir buldu, sevdi, hoşlandı, ona meyletmişti, onu arzuladı… • اتي (Aty) kökü: Gelmek, getirmek, gelip geçmek, rastlamak, yapmak, vaat etmek, ulaşmak, takip etmek, ortaya koymak, gösteri, artış, üretim, ödeme, erişmek, vuku bulmak, sollamak, yanaşmak, gitmek, vurmak, karşılaşmak, katılmak… • رسل (rsl) kökü: Bir haberci/elçi göndermek, bağış, ihsan, bırakmak, salmak. rasul (çoğul rusul) - elçi, bir mesajın taşıyıcısı, haberci. risalat - mesaj, görev, vazife, misyon, mektup. arsala (f. 4) - göndermek. mursalat (çoğul… • قول (qwl) kökü: konuşmak / söylemek, çağırmak, iletmek, nakletmek, düşünmek, ilan etmek, görüş yaymak, bir durumu, şartı ya da vaziyeti göstermek. kelime / konuşma, söyleyiş, söylenen şey, tebrik, söylem Türkçe’ye girmiş türevler… • حسب (Hsb) kökü: Düşünmek, göz önünde bulundurmak, varsaymak, hayal etmek, görüşünde olmak. Bir şeyi saymak/hesaplamak/hesap etmek/hesaplamak, hesaplamak, ölçmek, bir şeyi hesaba katmak veya değerlendirmek, bir şeyin öyle olduğunu… • فضل (fDl) kökü: üstün olmak, seçkin olmak, aşmak, üstün, kazanmak/hediye, fayda/nimet/iyilik/lütuf bahşetmek • رغب (rgb) kökü: Arzu etmek, özlem duymak, dilemek, genişletmek/bol yapmak. 'an ile - hoşlanmamak, sevmemek, arzu etmemek. Ba ve 'an ile (9:120) - kendi hayatlarını onun hayatına tercih etmek. İla ile - yalvarmak, yakarmak. raghbun… • Tevbe suresi 129 ayettir; bu 59. ayettir. • Meal kaynağı: Açık Kuran (acikkuran.com).